1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
 08 Mart 2001, Perşembe
 

KIRLANGIÇ YUVASI/14

BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ

Bakkal defterleri neden aşağılanır bu ülkede? Bu soruya takıldım son günlerde. Hala kenarda kıyıda kalmış bir kaç mahalle bakkalını dolaşıp, gözucuyla defterine gözattıktan sonra hatırladım.

İlk okula başladığımız yıllarda bize iki defter tuttururdu öğretmenimiz. Bir temiz defter, bir de karalama defteri. Her iki defter de kırmızı ya da mavi kağıtlarla kaplanır; üzerine çizgili etiketler yapıştırılırdı.

Öğretmenimiz sadece temiz deftere bakar, orada gördüklerine dayanarak not verirdi. Karalama defteri ise bir kenarda durur, öğretmenimizin hiç ilgisini çekmezdi.

Birkaç gün içinde, iki defter arasında belirgin bir fark ortaya çıkardı. ``Temiz defter'' düzgün, özenli yazılarla bezenir; ``karalama defteri'' ise adının hakkını vermek istercesine karmakarışık yazılarla dolardı. Sayfalarının köşeleri kıvrılır, kabı yırtılır, kirlenirdi. Temiz defterin üzerine titrer neredeyse kutsarken, karalama defteri yerlerde sürünür, aşağılanırdı.

Sanırım bakkal defterleri, ilk okulda tuttuğumuz karalama defterlerini çağrıştırıyor bizlere. O saplantımız nedeniyle aşağılıyoruz bakkal defterlerini.

Gerçekten bakkal defterleri, özensiz, yırtık pırtık ve karmakarışık halleriyle karalama defterlerine benzer. Onlara da alabildiğine hoyrat davranılmıştır...

Siz bakmayın görüntüsüne, eciş bücüş rakamlarla dolu bakkal defterleri, işlevini yerine getirmekte kusursuzdur. Her ne kadar ``Yaz deftere al haftaya'' deyip geçseniz bile borcunuzu kuruşu kuruşuna gösterir, asla unutmaz.

Ödenmemiş hesaplar kapanmadan kesinlikle yeni sayfalar açılmaz bakkal defterinde...

BEYAZ SAYFANIN SAHTELİĞİ

Üzerine titrediğimiz temiz defterler ise bu denli gerçekçi değildir çoğu zaman. Hesapları ödemeden yeni bir sayfa açabilirsiniz. Oysa beyaz sayfalar yalancı dünyalar yaratmaya müsaittir.

Hele salt sayfaların beyazlığına, temizliğine vurgunsanız, bir önceki sayfayı kolayca unutabiliyorsanız yandınız demektir...

Temiz defterleri kutsayan bir millet olduğumuzu farkedip, bu özelliğimizi en iyi kullananlardan biri Tansu Çiller. DYP Genel Başkanı seçildikten kısa bir süre sonra ``Beyaz Sayfa açması'' da bunun kanıtı.

Peki sonra ne yaptı? O sayfa kirlendi, yeni bir sayfa açtı. O kirlenince de bir yenisini. İnsanların bir önceki kirletilmiş sayfayı unutmasını umdu hep...

Ne yazık ki, böyle davranmakta haksız da sayılmaz. Ne de olsa Çiller, hesap ödemeden ilerleyen ne ilk politikacı ülkemizde, ne de sonuncu olacak.

Geçmişe şöyle bir bakalım. 1950'de iktidara geldiğinde Başbakan Adnan Menderes ne demişti?

``Devri sabık yaratmayacağız...''

Bu cümlenin tek anlamı vardı; seçim meydanlarında yerden yere vurduğu tek partili dönemi yargılamayacak, o sayfayı hemen kapacaktı! Öyle yaptı, DP iktidarı kimseye hesap sormadı!

Menderes çizgisinin uzantısı olan Süleyman Demirel de aynı çizgiyi izledi. Demirel, aynı düşünceyi farklı sözcüklerle ifade etti:

- Dün dündür, bugün de bugün...

Bülent Ecevit. 1970'lerde 1970'lerde Demirel'in rakibi olarak siyaset sahnesine girdiğinde artık ``sünger'' günlük yaşamımıza girmişti; oradan esinlendi:

- Geçmişe sünger çekeceğiz.

Turgut Özal, Erdal İnönü, Necmettin Erbakan ve Mesut Yılmaz da geçmişi aklayarak ilerlediler. Hatta 1991'de iktidara gelen DYP-SHP iktidarı, seçmenlerden ``Hesap soracağız'' diye oy almasına rağmen bunu yapmadı.  Çiller ve Yılmaz daha ileri gidip, karşılıklı olarak birbirlerini aklayarak hesap sorulması ihtimalini ortadan kaldırdılar.

Durum bu olunca da Türkiye'de politikacılar, hesap vermeden ilerlediler hep. Bir tek askerler, darbe dönemlerinde hesap sordu onlara. Ama politikacılar bir kere bile askerlerden hesap isteyemediler. Ne 27 Mayıs'ta, 12 Mart'ta, ne de 12 Eylül'de!

Kendileri hesap ödememeyi alışkanlık haline getirenler başkalarından nasıl hesap isteyebilir? Tabii ki isteyemez...

TUTARLILIK ÇOK MU ZOR?

Başkalarından hesap isteyebilmek için kendi geçmişinde tutarlı bir çizgi izlemek, zikzaklar çizmemiş olmak gerekir. Tutarlılık da tek başına yetmez. Gerçekten temiz ve cesur olmanız da zorunludur. Yoksa hesap soramazsınız ya da hesap sorulan duruma düşersiniz.

Maalesef Türkiye'de böylesi politikacılar bulmak her zaman zor oldu. İktidarlar, hesap soramayan türden politikacılar tarafından işgal edildi. Hesap sormak bir yana kendileri de hiçbir zaman hesap ödemeye yanaşmadılar. Zaten kimse de üstelemedi...

Halbuki dünyadaki uygulamalar tam tersi. Politikacıysanız hesap ödemeye hazır olmanız gerekir. Örnek mi? Clinton, dünyanın süper devletinin süper başkanı iken bir kadınla ilişkisi yüzünden olmadık durumlara muhatap oldu; bedelini ağır ödedi.

ABD Başkanı olmasının ona ``hesap ödememe'' ayrıcalığı tanımadığını başkanlıktan ayrılmadan iki ay kadar önce çıktığı İngiltere gezisi sırasında bir kez daha öğrendi; bir pubdan 36 dolarlık hesabı ödemeden ayrılması olay haline geldi; The Mirror gazetesi``Bill'in hesabını ödedik'' diye manşet attı.

Bu olay Türkiye'de olsa, lokantanın sahibi, bir kere hesabı istemekte zorlanırdı herhalde. Sonra istese de alamazdı, devlet adamının hesap ödememesi doğal karşılanırdı.

İnanmazsanız, halen yaşadığımız ekonomik krizin seyrine bakın. Ortada bir sorumlu var mı? Olmaz. Başbakan Bülent Ecevit, bu ülke insanlarının bir anda yüzde 40 fakirleşmesinin hesabını ödeyecek mi?

Ödemeyecek tabii ki. Bu kriz de ``Ödenmemiş Hesaplar''hanesine kaydedilip geçip gidecek. Ecevit de ``Temiz Sayfa'' sevgimize güvenip yeni bir ``Beyaz sayfa'' açacak. O olmazsa başka bir sayfa...

Emin olun, yerine gelecekler de eski sayfalara bakma gereği duymayacak, öyle yaşayıp gideceğiz.   

8-14 Mart 2001/Tempo

 


 
FRENLERİMİZİ BOŞALTIP DÜŞLERİMİZİ ORTALIĞA SALSAK
GONCASI RAFYALI GÜLLER
BÜTÜN HÜCRELERİNDE YAŞIYORDU ACIYI
HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
ORADA BİR PARK VARDI
BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
ALÇAKÇA İŞLENMEYEN CİNAYET VAR MIDIR HAYATTA?
EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
GÜVENLİ LİMANLARA SIĞINMAYI YEĞLEYENLER
SIRADAN ÖYKÜLER DE AĞLATIR
BIRAK YANINDAKİ ADAM LAF ETSİN
BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
TEK DOLARLIK KALPAZAN OPERASYONU
SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
NE VOLKANLAR TAŞIRIM İÇİMDE BİLİR MİSİN?
ÇOK ŞÜKÜR BENİM OĞLUM KATİL DEĞİL
DERİNDİ BALIKÇININ GÖZLERİ
ŞAİRİN KOKU ALAMADIĞI VAZİYETTEYİZ
YAHU BİR GÜZEL ÜTÜLÜYOR Kİ DONLARIMI SORMA
KADERİMİN PATRONU, RUHUMUN KAPTANIYIM
TENCERE ELİNDE KELEPÇELEDİLER GENÇ KIZI
DAHA NE KÖTÜLÜKLER GÖRECEK SABRİYE NİNE?
İLKELER NAZİKTİR HER DAİM SULANMAK İSTER
AH O KOCA MEMELİ KADIN!
DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
İKİ DUDAK ARASINA SIKIŞMIŞ KİMLİKLER
ÇIĞLIK ÇIĞLIĞAYDI KUŞLAR
SANA KİRPİKLERİMİ BİRİKTİRDİM ALIR MISIN?
CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?
AMAN POPOSUNU PARMAKLAMAYIN!
AL YÜZÜĞÜM SENDE KALSIN
UÇAN LİDERLER KAÇAN KONGRELER
YES DE EMİNE HANIM
MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
AYI KONSERVE YERSE
DÖNECEKSEN DÖN ARTIK VE GÖR OLACAKLARI
SEVİŞMEK ERKEĞE ÖDÜLSE KADINA CEZA MI?
EN BÜYÜK BAYRAM BİZİM BAYRAM
MEĞER SİLAHLAR NE KADAR GEREKSİZ ZERZEVATMIŞ
MEDET EY TSE, GETİR ŞU İŞE BİR STANDART
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM YENİ KAHRAMANLAR GELİYOR ESKİ YOLDAN
ÇARŞAFA BÜRÜNMÜŞ PARİSLİ KADININ KIVRAK YÜRÜYÜŞÜ
GÜNEŞİN ÜZERİNDE OYNAŞMADIĞI BİNADA OTURAN SİYASETÇİ
TÜRK ASKERİNİN KORE YOLCULUĞUNUN ÖYKÜSÜ
KÖKLERİNİ BU TOPRAKLARA SALANLAR DA KAÇIYORSA
YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
ECEVİT, CALLAGHAN'IN 27 YIL ÖNCEKİ SÖZLERİNİ DE HATIRLASA
ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
DOKUNULAMAYAN KAPILARA SIKIŞMIŞ İNSANLIKLAR
CAMDAN ÖRÜLMÜŞ SINIRLAR KAFAYI VURUNCA ANLAŞILIR ANCAK
DİLERİM AİLE ALBÜMÜM SAHAFLARA DÜŞMEZ
OLAĞANLAŞAN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE KARŞI AĞLAMA SEANSLARI
BİR ERKEĞİN HEDİYELERLE EVRİMİ
İSLAMİYETİN CAMİLERE ÇEKİLME VAKTİ GELDİ ÇATTI
NE AŞKLAR BİLİRİM GÖRKEMLİ İTİRAFLARA KURBAN GİTMİŞ
SANTİMETREKARECİ MEMDUH'UN UYANIK İŞLERİ
ÇIPLAKLIK SEVENLER GERÇEKLERİ DE GİYDİRMESELER YA
HİSSEDİLEN SICAKLIK VARSA HİSSEDİLEN ENFLASYON NİYE OLMASIN?
HANİ ALEVİLER LAİKLİKTEN YANAYDI?
BİR KURU GÜL KALMIŞTI ELİNDE
ŞİVE DİYENLER YARGILANSIN
ESSAH MI YANİ?
HERKES ŞEHİT HERKES KAHRAMAN
ÇETECİLER BAYRAĞI AŞAĞILADILAR
FOTOĞRAF TERÖRDEN GÜÇLÜ OLMASA...
ÖNGÖRÜLERİN BEREKETLİ TARLASI KURUDU
PKK İLE SAVAŞ KAZANILDI MI Kİ?
BAHAR YAĞMURLARINDA YIKANMADAN...
CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
TANRI AŞKINA! BU SİZİN DE ÜLKENİZ!
ERDOĞAN'A ÇOK KONUŞMA CEZASI VERİLMELİ
KANADALILAŞAN TÜRKÜN VİCDAN AZABINA ÖVGÜ
KENDİNİ ÇOĞALTARAK YAŞAMAK YA DA CENAZELER
OSMANLI SEVDASINDA DANSÖZÜN YERİ
EKRANDA SEVİŞEN TÜRK KIZINI TÜRKLER DESTEKLERSE!
KÖTÜLÜKLERİ GÖRMEZDEN GELEREK YOKETME
TANRI BU ÜLKEYİ TESADÜFLERDEN KORUMASIN
KENDİ KENTİNDE KAYBOLMAK
SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK
İNSANA YATIRIM YAPMANIN ALBENİSİ
ÇINARLAR AYAKTA ÖLÜR GAZETELER DE
DEREYATAĞINA EV YAPARSANIZ YIKILIR
HEYECAN DA RUTİNLEŞİR
SEN HASTALIKLI KORUK GİBİSİN
DENİZDEKİ HAYALİ KIRMIZI ÇİZGİ
KAVUN KARPUZ MİSALİ SİYASET
ÖZKÖK: ÜNİFORMANIN ALTINDAKİ KİŞİLİK
NECDET TEKİN: PIRASA PROFESÖRÜ OLUR MU?
HÜSAMETTİN ÖZKAN: İKİLİ TEMASLAR UZMANI
AHMET VEFİK ALP: UÇUK PROJELER BAŞDANIŞMANI
DIŞ GÖREVDEN DÖNEN VEKİL
KOYUNLAR OTORİTEYE ÇAKTIRMADAN KARŞI ÇIKAR
TAHTERAVALLİDEN İNMENİN ZAMANI GELDİ
NABZA GÖRE ŞARKILAR
AKIP GİTMEKTEDİR SESSİZ HAYATLAR
GURKALAR EMRİNİZDE SAM AMCA
TARİHTEN İBRET ALMASI GEREKENLER
1 - 2
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr