1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
 07 Şubat 2001, Çarşamba
 

KIRLANGIÇ YUVASI/10

EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!

``Eşinizi en son ne zaman öptünüz?'' sorusu, kısa bir an havada asılı kaldı. Yaşlı başlı öğrenciler birbirlerine baktılar.

Aralarında hakim, savcı, öğretmen, polis, bürokrat, doktor, hemşire, mühendis ve hemen her gruptan memur vardı. ``Devlet Memurları Yabancı Dil Eğitim Merkezi''ne İngilizce öğrenmeye gelmişlerdi. 

İngilizce öğretmeni, ortaya sorular atıyor, öğrenciler de kırık dökük İngilizceleriyle o soru etrafında tartışıyorlardı. O gün konu evliliklerdi. Son soruya kadar da sınıftan neşeli sesler yükseliyor, keyifli sohbete tüm öğrenciler katılıyordu.

Öğretmen, öğrencilerin sorusunu yanıtsız bırakmasını anlayamadı.  Gülümseyerek soruyu tekrarladı:

- Eşinizi en son ne zaman öptünüz?

Erkekler başlarını eğmiş, önlerine bakıyorlardı. İlk yanıt bir kadın öğrenciden geldi; ``Bu sabah öptüm.'' Yanındaki kadın da onu yalnız bırakmadı: ``Ben en son dün akşam öptüm.''

Bayan öğretmen, sağ tarafta oturan iki erkek hakime yöneldi. Konuşmadan İngilizce öğrenmeleri mümkün değildi. Soruyu bir kez daha tekrarladı. Hakimlerden biri başını kaldırdı, yüzü kızarmıştı:

- Hocam cevap vermesek olmaz mı?

Öğretmen, polis grubuna döndü. Oradan da aynı sıkıntılı karşılık geldi. ``Hocam bunu bize sormasanız...'' Mahçup erkekleri daha fazla zorlamanın anlamı olmadığına karar verdi. Soruyu değiştirdi.

Erkeklerin muhafazakar tavırlarına ilk kez tanık olmuyordu öğretmen. Daha önce de benzer sorunlar yaşanmıştı sınıfta. Erkeklerdeki bürokratik hava, can sıkacak kadar belirgindi. Yarım gün süren derslerde takım elbise giyme zorunluluğu olmamasına rağmen çoğu erkek, hiç kravatsız gelmiyor, alışkanlıklarından asla vazgeçmiyordu. Bu resmiyetin dışına çıkıp, zaman zaman blucin, kazak gibi spor giysilerle gelenler de doktor ya da mühendislerdi.

Kadınlar, giyim konusunda da serbest davranıyorlardı. Resmi dairelerde çalışırken özledikleri pantolonları giymekten kaçınmıyorlardı. Onların içinde de spor giysilere uzak duranlar sekreterlerdi. Sekreterler, resmi davranış kalıplarını aşmakta zorluk çekiyorlardı. Sanki hep telefondaydılar, karşılarındaki kişilere uzak, donuk bir havada konuşuyorlardı.

Nedense erkekler daha yorgun görünüyordu, dil öğrenmeye değilde dinlenmeye gelmiş gibiydiler. Parmaklarını kaldıracak halleri yoktu. Sohbetlerden anlaşıldığı kadarıyla, çoğu üç beş yıldır bir kez bile sinemaya gitmemiş, bir kitap dahi okumamıştı.

Erkeklerin tersine kadınlar, enerji doluydu. Yüzleri yaşama dönüktü. Sadece modayı izlemekle kalmayıp çoğu kitap okuyor, fırsat buldukça sinemaya gidiyordu.

Böyle olunca ``Eşinizi ne zaman öptünüz?'' sorusuna kadınlar yanıt verirken, erkeklerin yüzlerinin kızarması da doğaldı...

HOCAM BEN ÖNEMLİ ADAMIM

Öğretmen, belleğinde farkında olmadan biriktirdiği gözlemlere dalıp gitmişti. Yılların öğretmeniydi, daha önce lise öğrencilerine ders vermişti. Öğrencileriyle arasında böylesine kimlik engelleri yoktu o zaman. Bir yandan bocalıyor, bir yandan da insanı tanımak açısından bu kadar zengin gözlem malzemesi veren öğrencilerle birarada olmanın ne kadar mutluluk verici olduğunu düşünüyordu.

O sırada yükselen bir cep telefonunun melodisi, öğretmenin, düşüncelerinden sıyrılıp yeniden sınıfa dönmesini sağladı. Çalan cep telefonunun sahibi olan 40'lı yaşlarındaki müfettiş, hemen elini kemerine attı. Derste olduğuna aldırmadan konuşmaya başladı, ``Alooo...''

Öğretmen sinirlendi. ``Kapatın o telefonu.'' Müfettiş, telefonu kulağından biraz indirip, öğretmene çıkıştı:

- Ben önemli bir insanım. Arayanlara cevap vermek zorundayım.

- Telefonunuz 45 dakikalık derste kapalı olsa ne olur? Bir daha derste cep telefonunuz çalarsa elinizden alırım.

Müfettiş, tartışmayı sürdürmekle kalmadı. Dersten sonra birkaç arkadaşıyla birlikte idareye gidip öğretmeni şikayet etti. ``Ben çocuk muyum? Bana nasıl böyle davranır?'' diye yakındı. Tabi en önemlisi son cümlesiydi:

- Benim kim olduğumu bilmiyor mu?

Halbuki öğretmenin, o öğrencisinin önemli bir kurumda müfettiş olduğunu bilmemesine imkan yoktu! Daha ilk günden kendini tanıtmıştı. Gerçi öğretmen onun müfettiş olduğunu o söylemeden tahmin etmişti. Davranışlarındaki bürokratik ağırlık, sürekli sorgulayan bakışları kimliğini zaten karşısındakine sürekli hatırlatıyordu.

STATÜ KULLANMA HEVESİ

Öğretmen, müfettişleri tanımakta hiç zorluk çekmiyordu. Aynı didikleyicilik, polislerde de göze batıyordu. Onlar, sorularıyla da kimliklerinin altını çiziyorlardı:

- Hocam o Amerikalı hoca neden buraya gelmiş?

- Neden gelsin? O da ders verip para kazanıyor.

- Hayır hocam. Biz biliyoruz, onlar misyoner olarak geliyorlar buraya. Biz onları araştırıyoruz.

- Siz bizi de araştırıyorsunuzdur herhalde...

- Tabi hocam sizi de izliyoruz. Biz kimin ne olduğunu biliyoruz. Bizim görevimiz bu.

Polisler, öğretmen ile birlikte sınıftaki diğer öğrencileri de tedirgin ettiklerinin farkındaydılar bu konuşmalarıyla. Bilerek, isteyerek hava atıyorlardı zaten.

Biraz da sınıfın genel havası buna zorluyordu onları. Hiçbir öğrenci, statüsünü dışarda bırakıp sınıfa girmiyordu. Her meslek grubu sınıfta öbekler halinde oturuyor, üstelik aralarındaki hiyerarşik düzeni orada da sürdürüyorlardı.

Hakim ve savcılar, akademi kökenli polislerle bile biraraya gelmek istemiyor; doktorlar ise her zaman hemşireleri geriye itiyordu.

Sohbetlerde sürekli dışlanan, ünvanlarını, mesleklerini söylemeyenler ise öğretmenler ve düz memurlardı. Onlar da bu pozisyonlarını kabulleniyor, suskun, çekingen davranıyorlardı.

``Sen benim kim olduğumu biliyor musun?'' kültürünün bu denli yaygın olduğu bir ülkede, başka türlüsü yaşansa, insanlar ilişkilerinde statülerinden sıyrılabilseler şaşırtıcı olurdu.

Marketteki kuyrukta, hastanedeki sırada, trafikteki kavgada kimliğimizi insanların yüzüne vurmadan, sadece ``insan'' kimliğimizle varolabiliyor muyuz? Hem milletvekillerini çok eleştiriyoruz ama statüsünün gücüne güvenen hangi meslek grubu başvurmuyor, ``Sen benim kim olduğumu biliyor musun?'' sorusuna?

Hatta kimi gazeteciler için bile geçerli bu statüsünü olur olmaz yerde kullanma sevdası. Geçenlerde rastladığım küçük bir haber, hastalığın gazetecilere de bulaştığının somut kanıtı:

``Bedri Sın, alkollü araç kullanırken yakalandı. Polislere, kendisini gazeteci olarak tanıttı ama inandıramadı.''

Alkollü sürücünün kendini gazeteci olarak tanıtması önemli. Aynı şekilde, haberi yazan gazetecinin ``inandıramadı'' sözcüğünü büyük bir doğallık içinde kullanması da o kadar önemli bir gösterge...

7-15 Şubat 2001/Tempo

 


 
FRENLERİMİZİ BOŞALTIP DÜŞLERİMİZİ ORTALIĞA SALSAK
GONCASI RAFYALI GÜLLER
BÜTÜN HÜCRELERİNDE YAŞIYORDU ACIYI
HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
ORADA BİR PARK VARDI
BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
ALÇAKÇA İŞLENMEYEN CİNAYET VAR MIDIR HAYATTA?
EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
GÜVENLİ LİMANLARA SIĞINMAYI YEĞLEYENLER
SIRADAN ÖYKÜLER DE AĞLATIR
BIRAK YANINDAKİ ADAM LAF ETSİN
BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
TEK DOLARLIK KALPAZAN OPERASYONU
SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
NE VOLKANLAR TAŞIRIM İÇİMDE BİLİR MİSİN?
ÇOK ŞÜKÜR BENİM OĞLUM KATİL DEĞİL
DERİNDİ BALIKÇININ GÖZLERİ
ŞAİRİN KOKU ALAMADIĞI VAZİYETTEYİZ
YAHU BİR GÜZEL ÜTÜLÜYOR Kİ DONLARIMI SORMA
KADERİMİN PATRONU, RUHUMUN KAPTANIYIM
TENCERE ELİNDE KELEPÇELEDİLER GENÇ KIZI
DAHA NE KÖTÜLÜKLER GÖRECEK SABRİYE NİNE?
İLKELER NAZİKTİR HER DAİM SULANMAK İSTER
AH O KOCA MEMELİ KADIN!
DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
İKİ DUDAK ARASINA SIKIŞMIŞ KİMLİKLER
ÇIĞLIK ÇIĞLIĞAYDI KUŞLAR
SANA KİRPİKLERİMİ BİRİKTİRDİM ALIR MISIN?
CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?
AMAN POPOSUNU PARMAKLAMAYIN!
AL YÜZÜĞÜM SENDE KALSIN
UÇAN LİDERLER KAÇAN KONGRELER
YES DE EMİNE HANIM
MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
AYI KONSERVE YERSE
DÖNECEKSEN DÖN ARTIK VE GÖR OLACAKLARI
SEVİŞMEK ERKEĞE ÖDÜLSE KADINA CEZA MI?
EN BÜYÜK BAYRAM BİZİM BAYRAM
MEĞER SİLAHLAR NE KADAR GEREKSİZ ZERZEVATMIŞ
MEDET EY TSE, GETİR ŞU İŞE BİR STANDART
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM YENİ KAHRAMANLAR GELİYOR ESKİ YOLDAN
ÇARŞAFA BÜRÜNMÜŞ PARİSLİ KADININ KIVRAK YÜRÜYÜŞÜ
GÜNEŞİN ÜZERİNDE OYNAŞMADIĞI BİNADA OTURAN SİYASETÇİ
TÜRK ASKERİNİN KORE YOLCULUĞUNUN ÖYKÜSÜ
KÖKLERİNİ BU TOPRAKLARA SALANLAR DA KAÇIYORSA
YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
ECEVİT, CALLAGHAN'IN 27 YIL ÖNCEKİ SÖZLERİNİ DE HATIRLASA
ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
DOKUNULAMAYAN KAPILARA SIKIŞMIŞ İNSANLIKLAR
CAMDAN ÖRÜLMÜŞ SINIRLAR KAFAYI VURUNCA ANLAŞILIR ANCAK
DİLERİM AİLE ALBÜMÜM SAHAFLARA DÜŞMEZ
OLAĞANLAŞAN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE KARŞI AĞLAMA SEANSLARI
BİR ERKEĞİN HEDİYELERLE EVRİMİ
İSLAMİYETİN CAMİLERE ÇEKİLME VAKTİ GELDİ ÇATTI
NE AŞKLAR BİLİRİM GÖRKEMLİ İTİRAFLARA KURBAN GİTMİŞ
SANTİMETREKARECİ MEMDUH'UN UYANIK İŞLERİ
ÇIPLAKLIK SEVENLER GERÇEKLERİ DE GİYDİRMESELER YA
HİSSEDİLEN SICAKLIK VARSA HİSSEDİLEN ENFLASYON NİYE OLMASIN?
HANİ ALEVİLER LAİKLİKTEN YANAYDI?
BİR KURU GÜL KALMIŞTI ELİNDE
ŞİVE DİYENLER YARGILANSIN
ESSAH MI YANİ?
HERKES ŞEHİT HERKES KAHRAMAN
ÇETECİLER BAYRAĞI AŞAĞILADILAR
FOTOĞRAF TERÖRDEN GÜÇLÜ OLMASA...
ÖNGÖRÜLERİN BEREKETLİ TARLASI KURUDU
PKK İLE SAVAŞ KAZANILDI MI Kİ?
BAHAR YAĞMURLARINDA YIKANMADAN...
CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
TANRI AŞKINA! BU SİZİN DE ÜLKENİZ!
ERDOĞAN'A ÇOK KONUŞMA CEZASI VERİLMELİ
KANADALILAŞAN TÜRKÜN VİCDAN AZABINA ÖVGÜ
KENDİNİ ÇOĞALTARAK YAŞAMAK YA DA CENAZELER
OSMANLI SEVDASINDA DANSÖZÜN YERİ
EKRANDA SEVİŞEN TÜRK KIZINI TÜRKLER DESTEKLERSE!
KÖTÜLÜKLERİ GÖRMEZDEN GELEREK YOKETME
TANRI BU ÜLKEYİ TESADÜFLERDEN KORUMASIN
KENDİ KENTİNDE KAYBOLMAK
SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK
İNSANA YATIRIM YAPMANIN ALBENİSİ
ÇINARLAR AYAKTA ÖLÜR GAZETELER DE
DEREYATAĞINA EV YAPARSANIZ YIKILIR
HEYECAN DA RUTİNLEŞİR
SEN HASTALIKLI KORUK GİBİSİN
DENİZDEKİ HAYALİ KIRMIZI ÇİZGİ
KAVUN KARPUZ MİSALİ SİYASET
ÖZKÖK: ÜNİFORMANIN ALTINDAKİ KİŞİLİK
NECDET TEKİN: PIRASA PROFESÖRÜ OLUR MU?
HÜSAMETTİN ÖZKAN: İKİLİ TEMASLAR UZMANI
AHMET VEFİK ALP: UÇUK PROJELER BAŞDANIŞMANI
DIŞ GÖREVDEN DÖNEN VEKİL
KOYUNLAR OTORİTEYE ÇAKTIRMADAN KARŞI ÇIKAR
TAHTERAVALLİDEN İNMENİN ZAMANI GELDİ
NABZA GÖRE ŞARKILAR
AKIP GİTMEKTEDİR SESSİZ HAYATLAR
GURKALAR EMRİNİZDE SAM AMCA
TARİHTEN İBRET ALMASI GEREKENLER
1 - 2
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr