1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 ERMENİ TİYATROCULARA ALKIŞ
 08 Mayıs 2005, Pazar
 

Ermeni tiyatroculara ayakta alkış

 DAHA bir ay kadar önce "bayrak" ve "linç" krizini yaşayan Trabzon, önceki gün birbirini izleyen iki önemli hareketliliğe sahne oldu. Fenerbahçe maçında kendilerine haksızlık yapıldığını savunan Trabzonluların düzenlediği protesto yürüyüşünde, nefret dolu sloganların hedefindeki isim maçın hakemi Cem Papila'ydı. Türlü hakaretler ve "istifa" haykırışları arasında küçük bir gruptan  "Ermeni uşağı Papila" sloganları da duyuldu.

Ancak akşam saatlerinde sokaklardaki bu ruhun tam tersine Trabzon Devlet Tiyatrosu'nda Ermenilere karşı dostluk hakimdi. 6.Uluslararası Karadenize Kıyısı olan Ülkeler Tiyatro Festivali çerçevesinde kente gelen ekip, "Psikoz 4.48" adlı oyunu sergiledi.

Oyunun bitişiyle birlikte salonu dolduran izleyiciler, Ermeni sanatçıları ayakta alkışladılar. Ermeni sanatçılar, dakikalarca süren alkışlar ve "Bravo" haykırışları arasında izleyicileri selamladı. Sanatçılar, alkışlar nedeniyle defalarca sahneye dönüp izleyicileri ellerindeki çiçekler ve gülücüklerle tekrar tekrar sahneye geldiler.

AZERİLER İZLEMEDİ

 

Oyun sonrasında kuliste sorularımızı yanıtlayan Ermeni Yönetmen Suren Shahverdyan, sanatın, tiyatronun ne kadar büyük bir  dostluk aracı olduğunu bir kez daha gördüklerini vurguladı. "Tiyatro bayrağını Türkiye'de dalgalandırmaktan mutlu olduğunu" ve ülkesine döndüğünde de burada gördüğü dostluğu anlatacağını dile getiren Shahverdyan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Siyasetin, devletlerin çözemediklerini, belki de biz sanatın, tiyatronun diliyle çözebiliriz.  Biz bunu gerçekleştirmeye, karşılıklı olarak ortak bir dil oluşturmaya çalışıyoruz. Sanat da bunun için en iyi araçtır.

Bizleri kurtaracak olan barış ve sevgidir. Benim oyunumda da zaten karşılıklı aşk, sevgi ve barış konusu işleniyor.  Devletler arasında düşmanlık, savaş ve terörün bitmemesi halinde yaşanacakları dünya daha fazla kaldıramaz. İşte böyle bir durumda kar yağar. O nedenle de benim oyunumun sonunda dünyaya 'kara' kar yağdı."

Gecenin tek kötü sürprizi, festivale katılan Azeri tiyatro grubunun Ermeni sanatçıların oyununu izlemeye gelmemesiydi. Oysa Ermeni sanatçılar, Azerilerin oyununu topluca gelip izlemişti.

 

 Trabzon'da tepki akacak kanal arıyor

 İHD bile Trabzonspor'a "hak ihlali"nden söz etti

 Trabzon'da, 6 ve 10 Nisan'da yaşanan iki olayın dosyası hala kapanmamış. Savcılık ve polis, "linç" girişimine katılan 15 kişinin ifadesini alıp savcılığa göndermiş, ama henüz kimse hakkında dava açılmamış.

Bu durum saldırıya maruz kalan gençler, polis ve savcılığın bu tutumuna, "Sadece 15 kişi mi katıldı o olaylara? Fotoğraflara, görüntülere baksalar bulurlar kimlerin bize vurduğunu" diye tepki gösteriyorlar. Soruşturma ağır ilerlerken bir yandan da kendilerini destekleyen Hacer Görgülü adlı bir doktor hakkında Tıp Fakültesi'nde idari soruşturma açılmasını eleştiriyorlar. Kimi Trabzonlular da soruşturma ile ilgili eleştirilere katılıyorlar.

Ancak bu eleştirileri kentte yaşayanların büyük bölümünün paylaştığını söylemek mümkün değil. Hatta gerçekle en ufak bir ilgisi olmamasına rağmen, TAYAD üyelerinin Türk bayrağını yırttıkları ama bunu polisin gizlediğine inananlar bile mevcut.

Belki de bu algılamanın nedeni yanlış yapıldığını kabullenememe. Hele karşıdaki kent dışından gelen bir yabancı ise "yanlışı itiraf edememe" pozisyonunu yerel gazeteciler de benimsiyor. Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Hasan Kurt, "iki linç olayı"nı "bir trafik polisiyle bildiri dağıtanlar arasındaki tartışmanın münferit bir olaya dönüşmesi" olarak değerlendirdi. Kurt, alt yazılar geçerek kalabalığın toplanmasına neden olmakla suçlanan yerel televizyonları da savundu; "Alt yazılar geçildiğinde olaylar bitmişti."

Bereket polis, olayı "münferit bir olay" olarak ele almıyor. Polise göre, kentte hala "dikkatli olunması gereken, olaylara neden olabilecek bir zemin" var. O nedenle de Emniyet Müdürlüğü, olağandan daha özenli davranmaya, önlemler geliştirmeye çalışıyor. Tabii bu durumun bir sonucu da olaylı günlerden bu yana kentte açık alanlarda bildiri dağıtılmaması, toplu basın açıklamaları yapılmaması. Sivil toplum kuruluşları, bu tarz eylemler için kapalı mekanları tercih ediyor. Böylece "provokasyon" ortamı oluşturulmamasına özen gösteriliyor.

Ülkü Ocakları Başkanı Tolgay Sivrikaya da kentteki işsizliğe dikkat çekerek, "olayların kaşınmaması gerekli. Kaşınırsa aynı durumda halk gene aynı tepkiyi verir, buna herkesin dikkat etmesi gerekli" dedi. Kendilerinin sokaklarda olmayacaklarını söyleyen Sivrikaya, açık alanlarda bildiri dağıtacaklara ellerinde Türk bayrağı bulundurmalarını da önerdi.

İHD'DEN BİLE FUTBOL TEPKİSİ

 

İnsan Hakları Derneği Karadeniz Bölge Sorumlusu Muammer Celep ise 6-10 Nisan olaylarının ardından "kentte bir durulma olduğunu" vurgularken, bir yandan da "hak ihlallerinin devam ettiği"nden yakındı. Celep, polisin olaylar sırasında saldırıya uğrayan gençleri rahatsız ettiğini, oturdukları evlerden çıkarılmalarını zorladığını, esnafla ilişkilerini kesmeye çalıştığını öne sürdü. Gençlerin bu şikayetlerle kendilerine başvurduğunu kaydeden Celep, "Trabzon'daki olayların organize bir provokasyon olduğunu", devletin üst kademelerinden yapılan açıklamaların da olayları büyüttüğünü söyledi.

Celep, belki de futbol konusunda "insan hakları ihlali olduğu"ndan söz eden ilk İHD yöneticisi.  Fenerbahçe maçında Trabzonspor'un hak ihlaline uğradığını, kent halkının da buna karşı büyük bir infial içinde olduğunu dile getiren Celep, haksızlığı protesto için yapılan yürüyüşü de "halk demokratik tepkisini ortaya koyuyor" diye destekledi.

İHD yöneticilerinin bile destek verdiği protesto yürüyüşünde kimler yoktu ki? AKP milletvekillerinin de aralarında bulunduğu kentin tüm ileri gelenleri yürüyüşteydi. En başta da CHP'li belediye başkanı M.Volkan Canalioğlu göze çarpıyordu.

Hakem Cem Papila ve  Futbol Federasyonu Başkanı Levent Bıçakçı'yı hedef alan, onları istifaya davet eden sloganlar hakimdi yürüyüşe. Yürüyüşün dikkat çekişi bir yanı da en az Trabzonspor bayrağı kadar, Türk bayrağı taşınmasıydı. Caddelerde bir renk cümbüşü yaşandı.

Futbolda yaşanan bir olayın tepkisi bütün kenti sarmış, hatta "Fenerbahçeli Başbakan istemiyoruz" diye bağırarak bu yüzden hükümete kafa tutacak noktaya tırmanmıştı. Futbol tepkisi Trabzonluların dilinde böyle bir ifadeye dönüşebilmişti.

Yürüyüşe bordo mavili kaşkoluyla katılan Canalioğlu'na da sorduk kenti saran bu tepkinin asıl nedenini. Tepkiyi sadece sporla açıkladı Canalioğlu, "Trabzonspor'un hakkı sahada gaspedildi" dedi. Canalioğlu, heyecanlıydı:

"Trabzon üzerinde varsa oynanan oyunlara tepkiliyiz. Trabzon hiçbir zaman oyunlara gelmemiştir. Bizim tepkimiz Trabzon için. Biz laik devlete inanmış bir bölgenin çocuklarıyız. Biz Türkiye'nin çimentosuyuz. Görevimizi de her zaman yaptık."

Kenti dikkatle gözleyen kimilerine göre de sorunun temeli yine ekonomik. Rusya "kapısı"nın açılmasıyla Trabzon'da başlayan ekonomik canlanma yerini durgunluğa bırakmış. O dönemdeki birikim geriledikçe de kentteki sinirler giderek geriliyor; yükselen gerginlik de kendine boşalacak kanal arıyor. Bu kanal bazen 6-10 Nisan olayları, bazen de Trabzonspor yürüyüşü oluyor kaçınılmaz olarak...

 8 Mayıs 2005/Hürriyet 

 


 
OKURLARIN İLK TEMAS NOKTASI
BİLGİ EDİNME VE VERİ GAZETECİLİĞİ
MEDYA VE CEBERRUT DEVLET
KRAVATLI GAZETECİLİK
ÖZEL HAYAT KATİLLERİ
BİANET İLE SÖYLEŞİ
TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜME TANIKLIK
BARIŞ GAZETECİLİĞİ SEMİNERİ
SOSYAL SORUMLULUKTA MEDYA
MEDYA GÜNLÜĞÜ SÖYLEŞİ
ERKEN ÖLÜMLER MESLEĞİ: GAZETECİLİK
KURTHAN FİŞEK
KUTUP YILDIZINA İHTİYAÇ
YENİDÜZEN GAZETESİ
TUTUKLU GAZETE
MUSTAFA BALBAY'IN HAPİSTE BİN GÜNÜ
BEŞİR ATALAY İLE SÖYLEŞİ
MEDYA VE ETİK SÖYLEŞİSİ
BASIN HAYATI DERGİSİ SÖYLEŞİ
KILIÇDAROĞLU KEMAL BEYİ ANLATIYOR
CÖMERT AİLESİNİN ÖYKÜSÜ
KAR VADİSİ DOSYASI
KURAN KURSLARI ARAŞTIRMASI
CAHİT ARAL VE ÇERNOBİL OLAYI
METAL FIRTINA DÖNEMİNDE ÜLKÜCÜLÜK
TRABZON DOSYASI
ORHAN DOĞAN İLE SÖYLEŞİ
ARJANTİN FELSEFE GRUBU
ERMENİ TİYATROCULARA ALKIŞ
ARAŞTIRMACI GAZETECİLİK SEMİNERİ


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr