1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
 25 Aralık 2001, Salı
 

KIRLANGIÇ YUVASI/8

DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?

Öğretmen bağırdı; ``Kızlar buraya, erkekler öbür tarafa!'' Erkek çocuklardan birisi tam ortada kaldı; ne kızlar tarafına gidebildi, ne de erkekler tarafına. Ne yapacağını bilemiyor, yardım isteyen bir yüzle öğretmenine bakıyordu.

Aslında öğretmen de farkındaydı öğrencisindeki değişikliklerin. Çocuk, aniden küpeler takmaya, tırnaklarına oje sürmeye, saçlarını uzatmaya başlamıştı. Öğretmen bir iki kez konuşmak istemiş ama çocuk konuşmaya yanaşmamıştı. Hızla içine kapanıyor, öğretmeninden, arkadaşlarından uzaklaşıyordu.

Öğretmen, oyun sırasında kızlar ve erkekler arasında kaldığını görünce çocuğun  cinsel kimlik bunalımı yaşadığına emin oldu. Annesini çağırdı okula. İki kadın olarak rahatça konuşabileceklerini düşünüyordu.

- Oğlunuz son günlerde çok değişti, küpeler takıyor, tırnaklarına oje sürüyor. Farkettiniz mi?

Öğretmen, annenin tepki göstermesini, en azından yüzünde bir şaşkınlık ifadesi görmeyi umuyordu. Beklediğinin tersine anne hiç tepki vermedi. Sakin, kendinden emin bir sesle yanıtladı oğlunun öğretmenini;

- Biliyorum. Zaten ben giydiriyorum öyle. Ojeyi de ben sürüyorum.

Öğretmen anlayamadı. Şaşırmıştı. Ne demek istiyordu bu anne?

- Anlayamadım. Neden oğlunuza kız çocuğu gibi davranıyorsunuz?

Anne biraz durakladı. Nedenini anlatıp anlatmamaya karar veremedi bir an. Sonra sözcükler tane tane döküldü dudaklarından, nefreti sesine yansıyordu.

- Babasından intikam alacağım...

- Neden?

- Onu en yakın arkadaşımla kendi yatağımda yakaladım. Görsün bakalım o çok övündüğü erkeklik neymiş! Onun oğlunu kız yapıp intikam alacağım.

Öğretmen ne kadar dil döktüyse de yaptığının yanlışlığını kabul ettiremedi anneye. İntikamdan vazgeçiremediler onu. Anne, planını rahatça uygulayamayacağını anlayınca oğlunu oradan alıp, başka bir okula verdi. İntikam planını uygulamayı sürdürdü.

Oğlu henüz 11 yaşındaydı, ilkokul dördüncü sınıfa gidiyordu. Büyüdüğünde cinsel tercihleri annesinin istediği yönde oluşmuş olacaktı büyük olasılıkla. Annesi ona seçme şansı bırakmayacaktı.

AFRODİT BİR ANA TANRIÇA

Maalesef bu öykü tümüyle gerçek. O kadını artık, bir anne olarak görmemek gerekli. Kırık bir aşkın yıkıntıları üzerinde yükselen bir nefret abidesine dönüşmüş o. Öyle olmasa bir kadın, öfkesini kendi doğurduğu minik bedene yöneltebilir mi?

Her kadın için aşk, gelip çattığında karşı durulamayan, mühürleri donmuş kalpleri bile sihirli bir dokunuşla açıveren, yaşamın ulaşılması hep hayal edilen ulu zirvesi olabilir. Aşkın dokunuşları yüreği, beyni, velhasıl tüm hücreleri sarabilir; her adımda, her solukta hissedilebilir. Vücudun en derinlerinde büyüyen alev, teni tutuşturabilir de...

Yine de aşkın, kadınların duygu yoğunluğunun şifreleri, o eşi menendi bulunmayan doğurma yeteneklerinde saklıdır. Doğurganlık ile karşılaştırıldığında aşk ikincildir. Çünkü aşkın anası doğurganlıktır.

Aşk ile doğurganlık arasındaki bağ, sandığımızdan daha yoğun, daha eskidir. ``Aşk tanrıçası'' olarak bildiğimiz Afrodit'in bizatihi kendisi de bu bağın en somut kanıtıdır. Afrodit, eski Anadolu'daki ``ana tanrıça''anlayışının ürünüdür. Pierre Louys 1880'lerde yazdığı ilahilerde, M.Ö.6. yüzyılda Pamphylia'da (Antalya çevresi) doğmuş rahibe Bilitis'in ağzından Afrodit'e seslenir...

 

Ey yorulmaz, kanmaz, değişmez ana...

Ey dünyaya gelen ilk varlık!

 

Rahibe Bilitis için Afrodit'in ilk özelliği, seks ilahesi olması, fettanlığı, kıvraklığı, dişiliği değil analığıdır. Hem de ``dünyaya gelen ilk varlık''tır; Akdeniz'in köpüğünden doğup, Kıbrıs kıyılarına çıkmıştır o.

Ey! Soluğu alev alev, deniz köpüğü doğumlu,

tanımlara sığmaz, geceler tanrıçası...

 

Ey! Durup dinlenmeden tüm evreni doyuran,

bolluğu, bereketi tükenmez bakire!

 

İnsana gelen esin senin, çekicilik senin..

Sevişmeyi sağlayan sensin, sevişen sen! (*)

 

Afrodit, hem tertemiz bir bakire, hem de sevişmelerin esin kaynağı. Aynı zamanda ``yorulmaz, kanmaz, değişmez bir ana''. Afrodit, eski Anadolu'daki ``ana tanrıça''ların en gelişkinlerinden.

KİBELE'NİN ÜÇGENİ

``Kibele'' ise Afrodit'in, daha doğru bir deyişle ``Ana Tanrıça''ların öncüllerindendir. Frigler zamanında, M.Ö.1000'lerde ortaya çıkan bir ana tanrıça figürüdür.

Kibele'nin Anadolu toprağının derinlerinden hala fışkıran minik heykellerinin şaşırtıcı yanı, kalçası ve üçgen biçimindeki üreme organının büyüklüğüdür. Ana tanrıçanın bedeni inceciktir ama cinsel organı abartılı biçimde kocamandır.

Doğurganlığı simgelemektedir Kibele'nin cinsel organı. Minicik heykelde bu denli büyütülmesinin nedeni de kutsal görülmesidir. Doğuran organ, doğurganlık kutsaldır Friglerde.

Friglerin günümüz insanına göre en büyük farkı, gerçeği yalın, çıplak halde görmeleriydi. Aradan geçen yüzyıllar, insanı karmaşıklaştırsa da doğurganlığın rolünü yokedemedi, küçültemedi. Hala doğurganlık tapınılacak, imrenilecek kadar müthiş bir yetenek. İnsanlık varoldukça bu durum değişmeyecek.

Madem kutsal olan doğurganlıktır; aşk ikincildir; kutsal olan doğurganlıktır; o zaman aşkın iflası, doğurganlığa ihanet hakkı vermemeli.

Kocasının intikamını, 11 yaşındaki oğlundan almaya çalışan kadının yaptığı ise tam da bu; doğurganlığa ihanet! Aşkı varedemeyince ayaklar altına aldığı da aslında kendi doğurganlığı. Çiğnediği de sadece duyguları değil rahminde hayat verip dünyaya getirdiği varlık.

Ne yaman bir çelişkidir bu! Erkek olsaydı doğurganlığa bu denli yabancılaşan kişi, anlayabilirdim ama bir kadın olunca asla...

 

(*) Ömer Tuncer, İşte Anadolu, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul 1999.

25-31 Ocak 2001/Tempo

 


 
FRENLERİMİZİ BOŞALTIP DÜŞLERİMİZİ ORTALIĞA SALSAK
GONCASI RAFYALI GÜLLER
BÜTÜN HÜCRELERİNDE YAŞIYORDU ACIYI
HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
ORADA BİR PARK VARDI
BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
ALÇAKÇA İŞLENMEYEN CİNAYET VAR MIDIR HAYATTA?
EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
GÜVENLİ LİMANLARA SIĞINMAYI YEĞLEYENLER
SIRADAN ÖYKÜLER DE AĞLATIR
BIRAK YANINDAKİ ADAM LAF ETSİN
BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
TEK DOLARLIK KALPAZAN OPERASYONU
SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
NE VOLKANLAR TAŞIRIM İÇİMDE BİLİR MİSİN?
ÇOK ŞÜKÜR BENİM OĞLUM KATİL DEĞİL
DERİNDİ BALIKÇININ GÖZLERİ
ŞAİRİN KOKU ALAMADIĞI VAZİYETTEYİZ
YAHU BİR GÜZEL ÜTÜLÜYOR Kİ DONLARIMI SORMA
KADERİMİN PATRONU, RUHUMUN KAPTANIYIM
TENCERE ELİNDE KELEPÇELEDİLER GENÇ KIZI
DAHA NE KÖTÜLÜKLER GÖRECEK SABRİYE NİNE?
İLKELER NAZİKTİR HER DAİM SULANMAK İSTER
AH O KOCA MEMELİ KADIN!
DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
İKİ DUDAK ARASINA SIKIŞMIŞ KİMLİKLER
ÇIĞLIK ÇIĞLIĞAYDI KUŞLAR
SANA KİRPİKLERİMİ BİRİKTİRDİM ALIR MISIN?
CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?
AMAN POPOSUNU PARMAKLAMAYIN!
AL YÜZÜĞÜM SENDE KALSIN
UÇAN LİDERLER KAÇAN KONGRELER
YES DE EMİNE HANIM
MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
AYI KONSERVE YERSE
DÖNECEKSEN DÖN ARTIK VE GÖR OLACAKLARI
SEVİŞMEK ERKEĞE ÖDÜLSE KADINA CEZA MI?
EN BÜYÜK BAYRAM BİZİM BAYRAM
MEĞER SİLAHLAR NE KADAR GEREKSİZ ZERZEVATMIŞ
MEDET EY TSE, GETİR ŞU İŞE BİR STANDART
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM YENİ KAHRAMANLAR GELİYOR ESKİ YOLDAN
ÇARŞAFA BÜRÜNMÜŞ PARİSLİ KADININ KIVRAK YÜRÜYÜŞÜ
GÜNEŞİN ÜZERİNDE OYNAŞMADIĞI BİNADA OTURAN SİYASETÇİ
TÜRK ASKERİNİN KORE YOLCULUĞUNUN ÖYKÜSÜ
KÖKLERİNİ BU TOPRAKLARA SALANLAR DA KAÇIYORSA
YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
ECEVİT, CALLAGHAN'IN 27 YIL ÖNCEKİ SÖZLERİNİ DE HATIRLASA
ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
DOKUNULAMAYAN KAPILARA SIKIŞMIŞ İNSANLIKLAR
CAMDAN ÖRÜLMÜŞ SINIRLAR KAFAYI VURUNCA ANLAŞILIR ANCAK
DİLERİM AİLE ALBÜMÜM SAHAFLARA DÜŞMEZ
OLAĞANLAŞAN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE KARŞI AĞLAMA SEANSLARI
BİR ERKEĞİN HEDİYELERLE EVRİMİ
İSLAMİYETİN CAMİLERE ÇEKİLME VAKTİ GELDİ ÇATTI
NE AŞKLAR BİLİRİM GÖRKEMLİ İTİRAFLARA KURBAN GİTMİŞ
SANTİMETREKARECİ MEMDUH'UN UYANIK İŞLERİ
ÇIPLAKLIK SEVENLER GERÇEKLERİ DE GİYDİRMESELER YA
HİSSEDİLEN SICAKLIK VARSA HİSSEDİLEN ENFLASYON NİYE OLMASIN?
HANİ ALEVİLER LAİKLİKTEN YANAYDI?
BİR KURU GÜL KALMIŞTI ELİNDE
ŞİVE DİYENLER YARGILANSIN
ESSAH MI YANİ?
HERKES ŞEHİT HERKES KAHRAMAN
ÇETECİLER BAYRAĞI AŞAĞILADILAR
FOTOĞRAF TERÖRDEN GÜÇLÜ OLMASA...
ÖNGÖRÜLERİN BEREKETLİ TARLASI KURUDU
PKK İLE SAVAŞ KAZANILDI MI Kİ?
BAHAR YAĞMURLARINDA YIKANMADAN...
CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
TANRI AŞKINA! BU SİZİN DE ÜLKENİZ!
ERDOĞAN'A ÇOK KONUŞMA CEZASI VERİLMELİ
KANADALILAŞAN TÜRKÜN VİCDAN AZABINA ÖVGÜ
KENDİNİ ÇOĞALTARAK YAŞAMAK YA DA CENAZELER
OSMANLI SEVDASINDA DANSÖZÜN YERİ
EKRANDA SEVİŞEN TÜRK KIZINI TÜRKLER DESTEKLERSE!
KÖTÜLÜKLERİ GÖRMEZDEN GELEREK YOKETME
TANRI BU ÜLKEYİ TESADÜFLERDEN KORUMASIN
KENDİ KENTİNDE KAYBOLMAK
SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK
İNSANA YATIRIM YAPMANIN ALBENİSİ
ÇINARLAR AYAKTA ÖLÜR GAZETELER DE
DEREYATAĞINA EV YAPARSANIZ YIKILIR
HEYECAN DA RUTİNLEŞİR
SEN HASTALIKLI KORUK GİBİSİN
DENİZDEKİ HAYALİ KIRMIZI ÇİZGİ
KAVUN KARPUZ MİSALİ SİYASET
ÖZKÖK: ÜNİFORMANIN ALTINDAKİ KİŞİLİK
NECDET TEKİN: PIRASA PROFESÖRÜ OLUR MU?
HÜSAMETTİN ÖZKAN: İKİLİ TEMASLAR UZMANI
AHMET VEFİK ALP: UÇUK PROJELER BAŞDANIŞMANI
DIŞ GÖREVDEN DÖNEN VEKİL
KOYUNLAR OTORİTEYE ÇAKTIRMADAN KARŞI ÇIKAR
TAHTERAVALLİDEN İNMENİN ZAMANI GELDİ
NABZA GÖRE ŞARKILAR
AKIP GİTMEKTEDİR SESSİZ HAYATLAR
GURKALAR EMRİNİZDE SAM AMCA
TARİHTEN İBRET ALMASI GEREKENLER
1 - 2
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr