1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
 18 Ocak 2001, Perşembe
 

KIRLANGIÇ YUVASI/7

BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA

Tuttuğunu koparan, enerjisi asla tükenmeyen bir kadındı Zeliş. 1990'ların Ankarasında, ev kadınları arasında büyük ün kazanmıştı. İnanılmaz becerikliydi, hem lezzetli, hem de hızlı yemek yapardı.

Aynı gün iki ya da üç eve gidip verilen listedeki yemekleri pişirir; onunla da kalmayıp bir de devamlı çalıştığı cafeye uğrar, börek çörek hazırlardı. Para kazanmak için bunca çabalamasının nedeni, çocuklarını okutmak ve bir gecekondu sahibi olmaktı.

Yozgatlıydı ama daha çok Karadeniz kadınlarına benziyordu. İncecik, ufak tefekti, vücudunda fazla kilodan eser yoktu. Üstelik boyu, 1.50'yi bile geçmiyordu. Ufak tefek vücudundan beklenmeyecek ölçüde hareketliydi. Sevimli, cana yakın bir kadındı.

Aslında girişimciliğini kocasına borçluydu. Kocasından ayrılana kadar ev dışında çalışmamış bir kadındı. Küçük yaşta evlendirildiği için okula da gidememişti, mesleği yoktu. Sadece okuma yazma biliyordu.

Yaşam çizgisindeki büyük değişiklikler, 1970'lerin başında Yozgat'tan ayrılıp Ankara'ya göçmesiyle başlamıştı. Bir gecekondu kiralamışlar, kocası da bir nakliye şirketinde kamyonet şoförlüğüne girmişti.

İlk yıllarda kocasıyla aralarında problem yoktu. Herşey alışıldık düzende sürüp gidiyordu. Birkaç yıl sonra değişmeye başladı bu durum. Olur olmaz konulardan tatsızlık çıkarıyordu adam. Mesele sonradan anlaşıldı. Adam, başka bir kadın bulmuştu; onu eve kuma getirmek istiyordu.

Şiddetle reddetti kocasının teklifini. Adam, baktı ki kabul ettiremeyecek, dayağa başladı. Zeliş, dayanamadı, bir gece üç çocuğunu yanına aldığı gibi evi terketti. O geceyi sokaklarda geçirdi. Ertesi gün komşuları yardım etti, bir gecekonduya yerleştirdiler. Bir yatak, bir yorgan buldular. Zeliş, aylar sonra yeni yatak alana kadar o tek yatakta çocuklarına sarılıp uyudu.  

Yapabileceği tek iş evlere temizliğe gitmekti. Önceleri haftada bir iki gün iş bulabildi. Yorulmak bilmemesi, mızmızlanmadan iş yapması ve de insanlarla çabuk dostluk kurması, temizliğe gittiği evlerin giderek artmasını sağladı. Haftanın tüm günleri iş bulabilmeye başladı.

ALMANYA'DA FRANSIZ YEMEKLERİ

Asıl adı Zeliha'ydı. Ev kadınları, ``Zeliş'' diye sesleniyorlardı ona. Kendisi de çabuk alıştı bu isme. Hatta öyle tanınmaktan memnun olduğu bile söylenebilirdi.

10 yıl kadar devam etti gündelikçilik. Bir yandan da bir gecekondu satın alacak kadar para biriktirmek için başka işler bakınıyordu. Sonunda buldu da. Haftada üç gün temizliğe gittiği evin kadınını şaşırttı bulduğu iş...

- Abla, ben Almanya'ya gidiyorum.

- Aaa Zeliş ne işin var Almanya'da?

- Büyükelçilikte çalışacağım. Temizlik falan işte.

Zeliş, 1.5 yıl sonra döndü. Biraz para biriktirmişti ama istediği kadar değildi henüz. Ne iş yapacağına da karar veremiyordu. Eski çalıştığı eve gitti yine.

- Abla ben döndüm.

- Ne yaptın oralarda? Anlat bakalım.

- Fransız yemekleri yapmayı öğrendim. Büyükelçilikteki aşçının yanında çalıştım.

- Zeliş o zaman sen artık evlere temizliğe gitme. Yemek yap.

Kadın ve eşi, Zeliş'e yardımcı oldular. Yemek kitapları karıştırıldı, Fransız yemeklerinin isimleri fotoğrafları bulundu. Sonra bilgisayardan çıktılar alınarak güzel menüler hazırlandı. Ve Zeliş, part-time aşçılığa başladı.

Çağrıldığı evlere önce Fransız ve Türk yemeklerinin bulunduğu menüleri gönderiyordu. Ev sahibi istediği yemekler için orada yazılı malzemeleri alıp, yıkayıp tezgah üzerine yayıp Zeliş'e hazırlıyordu.

Zeliş, söylediği saatte geliyor; mutfağa girmesiyle çıkması bir oluyordu. Birkaç saat içinde kaç çeşit istenirse istensin yemekleri pişirip hemen mantosuna uzanıyordu. Oradan başka bir evdeki randevusuna koşturuyordu.

GECEKONDUNUN BÜYÜTTÜĞÜ HAYALLER

Hala kocasından boşanmamıştı. Böylece hem ondan intikam alıyor, hem de onun sigortasından yararlanmayordu. İki oğlu büyümüş, onlar da pazarlarda elektrik malzemeleri satmaya başlamışlardı. Oğullarını okutamamıştı ama kızı okumuş hemşire olmuştu.

Kızını, bir müzisyenle evlendirdi. Düğün salonundaki manzara, yönetmen Emir Kustarica'nın filmlerinde özene bezene yaratılmış sahneleri aratmıyordu. Bir yanda hemşire kızın gecekondulu konukları. Başörtülü kadınlar, şapkalı erkekler. Öbür yanda uzun saçlı müzisyen damadın orkestradaki arkadaşları. Uzun saçlı blucinli erkekler, dekolte giysili genç kızlar...

Büyük oğlunun evliliği sorunlu oldu. İstediği kızı ailesi vermedi. Zeliş'i ve oğlunu beğenmiyorlar, fakir buluyorlardı. Gerçi kızın babası kapıcıydı, annesi de evlere temizliğe gidiyordu. Fakat onlar bir gecekondu sahibiydiler. Üstelik bir müteahhitle anlaşmışlardı; gecekondularını verip karşılığında beş daire alacaklardı. Yani zengindiler. Zeliş'in oğlu, baktı olmayacak, kızı kaçırıp işi bitirdi. Kızın anne babası ancak bir torunları olduktan sonra vazgeçtiler küs kalmaktan.

Çok geçmedi, Zeliş de sonunda bir gecekondu sahibi oldu. Zengin olma hayalleri kurmaya başladı. Gecekondusunu kat karşılığı müteahhitlere verecek, sahibi olacağı dairelerin geliriyle çalışmadan yaşama mutluluğuna erişecekti. Ne de olsa artık yaşlanmıştı.

Bir süre daha aynı tempoda çalışmayı sürdürdü. Yemeğe gittiği evlerin sayısı üçe, kimi zaman da dörde bile çıktı. Zeliş, kazandığı paralarla yüksek öğrenim gören iki gencin yurt paralarını karşılamak gibi hayır işlerine bile girişti.

Turan Güneş Bulvarının alt bölümündeki gecekondusunun etrafında apartmanlar yükseldikçe seviniyordu. Ancak üç yıl kadar önce beklemediği bir haber geldi. Gecekondusu istimlak edilecekti! Çevre yoluna giden gecekondusuna karşılık kamulaştırma bedeli ödediler. Zeliş, bu parayla Demetevler'de, konduları pek aratmayacak tarzda inşa edilmiş iki daire aldı.

Halbuki o da dünürleri gibi beş lüks daire sahibi olabilirdi! Şans deyip geçsin mi, kaderine mi kızsın? Yoksa ömürleri boyunca çalışıp bir daire sahibi olamayan memurları düşünüp avunsun mu? Bilemedi.

Madem gecekondu bir rant kapısı haline gelmişti; onun da bu nimetten yararlanmak istemesi doğaldı. Asıl yanlış olan kamu arazilerinin kapanın elinde kalması, haksız bir zenginleşme aracına dönüşmesiydi.

Zeliş, bunların ayırdında değildi, o kendi derdindeydi. Hayalleriyle birlikte o da yıkıldı. Daha kötüsü enerjisi tükendi. Yemeğe gittiği mutfaklarda sorun çıkmaya başladı. Kimi zaman küçük çaplı yangınlar çıkardı, kimi zaman ev sahipleri onu malzemeleri kötü kullanmakla suçladılar. Hatta Zeliş'in yemeklik malzemelerin bir kısmını çaldığını öne sürenler bile çıktı.

Ne olduysa oldu, Zeliş, piyasadan çekildi, yitti gitti. Eski tanıdıkları, bir daha hiç göremediler, bilemediler Zeliş'e neler olduğunu...

18-24 Ocak 2001/Tempo

 


 
FRENLERİMİZİ BOŞALTIP DÜŞLERİMİZİ ORTALIĞA SALSAK
GONCASI RAFYALI GÜLLER
BÜTÜN HÜCRELERİNDE YAŞIYORDU ACIYI
HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
ORADA BİR PARK VARDI
BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
ALÇAKÇA İŞLENMEYEN CİNAYET VAR MIDIR HAYATTA?
EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
GÜVENLİ LİMANLARA SIĞINMAYI YEĞLEYENLER
SIRADAN ÖYKÜLER DE AĞLATIR
BIRAK YANINDAKİ ADAM LAF ETSİN
BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
TEK DOLARLIK KALPAZAN OPERASYONU
SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
NE VOLKANLAR TAŞIRIM İÇİMDE BİLİR MİSİN?
ÇOK ŞÜKÜR BENİM OĞLUM KATİL DEĞİL
DERİNDİ BALIKÇININ GÖZLERİ
ŞAİRİN KOKU ALAMADIĞI VAZİYETTEYİZ
YAHU BİR GÜZEL ÜTÜLÜYOR Kİ DONLARIMI SORMA
KADERİMİN PATRONU, RUHUMUN KAPTANIYIM
TENCERE ELİNDE KELEPÇELEDİLER GENÇ KIZI
DAHA NE KÖTÜLÜKLER GÖRECEK SABRİYE NİNE?
İLKELER NAZİKTİR HER DAİM SULANMAK İSTER
AH O KOCA MEMELİ KADIN!
DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
İKİ DUDAK ARASINA SIKIŞMIŞ KİMLİKLER
ÇIĞLIK ÇIĞLIĞAYDI KUŞLAR
SANA KİRPİKLERİMİ BİRİKTİRDİM ALIR MISIN?
CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?
AMAN POPOSUNU PARMAKLAMAYIN!
AL YÜZÜĞÜM SENDE KALSIN
UÇAN LİDERLER KAÇAN KONGRELER
YES DE EMİNE HANIM
MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
AYI KONSERVE YERSE
DÖNECEKSEN DÖN ARTIK VE GÖR OLACAKLARI
SEVİŞMEK ERKEĞE ÖDÜLSE KADINA CEZA MI?
EN BÜYÜK BAYRAM BİZİM BAYRAM
MEĞER SİLAHLAR NE KADAR GEREKSİZ ZERZEVATMIŞ
MEDET EY TSE, GETİR ŞU İŞE BİR STANDART
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM YENİ KAHRAMANLAR GELİYOR ESKİ YOLDAN
ÇARŞAFA BÜRÜNMÜŞ PARİSLİ KADININ KIVRAK YÜRÜYÜŞÜ
GÜNEŞİN ÜZERİNDE OYNAŞMADIĞI BİNADA OTURAN SİYASETÇİ
TÜRK ASKERİNİN KORE YOLCULUĞUNUN ÖYKÜSÜ
KÖKLERİNİ BU TOPRAKLARA SALANLAR DA KAÇIYORSA
YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
ECEVİT, CALLAGHAN'IN 27 YIL ÖNCEKİ SÖZLERİNİ DE HATIRLASA
ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
DOKUNULAMAYAN KAPILARA SIKIŞMIŞ İNSANLIKLAR
CAMDAN ÖRÜLMÜŞ SINIRLAR KAFAYI VURUNCA ANLAŞILIR ANCAK
DİLERİM AİLE ALBÜMÜM SAHAFLARA DÜŞMEZ
OLAĞANLAŞAN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE KARŞI AĞLAMA SEANSLARI
BİR ERKEĞİN HEDİYELERLE EVRİMİ
İSLAMİYETİN CAMİLERE ÇEKİLME VAKTİ GELDİ ÇATTI
NE AŞKLAR BİLİRİM GÖRKEMLİ İTİRAFLARA KURBAN GİTMİŞ
SANTİMETREKARECİ MEMDUH'UN UYANIK İŞLERİ
ÇIPLAKLIK SEVENLER GERÇEKLERİ DE GİYDİRMESELER YA
HİSSEDİLEN SICAKLIK VARSA HİSSEDİLEN ENFLASYON NİYE OLMASIN?
HANİ ALEVİLER LAİKLİKTEN YANAYDI?
BİR KURU GÜL KALMIŞTI ELİNDE
ŞİVE DİYENLER YARGILANSIN
ESSAH MI YANİ?
HERKES ŞEHİT HERKES KAHRAMAN
ÇETECİLER BAYRAĞI AŞAĞILADILAR
FOTOĞRAF TERÖRDEN GÜÇLÜ OLMASA...
ÖNGÖRÜLERİN BEREKETLİ TARLASI KURUDU
PKK İLE SAVAŞ KAZANILDI MI Kİ?
BAHAR YAĞMURLARINDA YIKANMADAN...
CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
TANRI AŞKINA! BU SİZİN DE ÜLKENİZ!
ERDOĞAN'A ÇOK KONUŞMA CEZASI VERİLMELİ
KANADALILAŞAN TÜRKÜN VİCDAN AZABINA ÖVGÜ
KENDİNİ ÇOĞALTARAK YAŞAMAK YA DA CENAZELER
OSMANLI SEVDASINDA DANSÖZÜN YERİ
EKRANDA SEVİŞEN TÜRK KIZINI TÜRKLER DESTEKLERSE!
KÖTÜLÜKLERİ GÖRMEZDEN GELEREK YOKETME
TANRI BU ÜLKEYİ TESADÜFLERDEN KORUMASIN
KENDİ KENTİNDE KAYBOLMAK
SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK
İNSANA YATIRIM YAPMANIN ALBENİSİ
ÇINARLAR AYAKTA ÖLÜR GAZETELER DE
DEREYATAĞINA EV YAPARSANIZ YIKILIR
HEYECAN DA RUTİNLEŞİR
SEN HASTALIKLI KORUK GİBİSİN
DENİZDEKİ HAYALİ KIRMIZI ÇİZGİ
KAVUN KARPUZ MİSALİ SİYASET
ÖZKÖK: ÜNİFORMANIN ALTINDAKİ KİŞİLİK
NECDET TEKİN: PIRASA PROFESÖRÜ OLUR MU?
HÜSAMETTİN ÖZKAN: İKİLİ TEMASLAR UZMANI
AHMET VEFİK ALP: UÇUK PROJELER BAŞDANIŞMANI
DIŞ GÖREVDEN DÖNEN VEKİL
KOYUNLAR OTORİTEYE ÇAKTIRMADAN KARŞI ÇIKAR
TAHTERAVALLİDEN İNMENİN ZAMANI GELDİ
NABZA GÖRE ŞARKILAR
AKIP GİTMEKTEDİR SESSİZ HAYATLAR
GURKALAR EMRİNİZDE SAM AMCA
TARİHTEN İBRET ALMASI GEREKENLER
1 - 2
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr