1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
 04 Ocak 2001, Perşembe
 

KIRLANGIÇ YUVASI/5

ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK

``Gülüm çıkar yataktan bir kayısı gibi çıplak. Mavi afişteki güvercin gibi aktır sabah karanlığında yatak'' dizeleri ne de güzeldir Nazım Hikmet'in. Sıcak yataktan yeni çıkmış erkeğin, hala teninde hissettiği bedene övgüsüdür Vera'ya yazdığı şiir.

``..evin içinde dışında uyandı aydınlık

    doldu saçlarına senin

    dolandı çıplak beline ak ayaklarına senin...''

Vera yatakta çıplak. Nazım pencere kenarında, dudağında sigarası, elinde kalemi. Vera uyanıyor, Nazım yeni yazdığı şiiri gösteriyor! Vera'nın mutluluğunu gözlerinizde canlandırın artık...

Nazım, bir Türk erkeğiydi. Ama yatakta uyuyan sevgilisine şiir yazma alışkanlığı, eski bir Japon geleneğini çağrıştırıyor. Anais Nin'den okumuştum; Japon erkeğinin aşk gecesinden sonra sevgilisi uyurken ona şiir yazıp, uyanınca okuması bir kuralmış.

Umarım Japonlar, bu geleneği zamana kurban etmemişlerdir. Yüzyılımızda da sürdürüyorlardır. Kıskanılacak kadar güzel bir gelenek doğrusu. Tek eksiği Japon kadınlarının da erkeklerine şiirle karşılık vermesi kuralını getirmemiş olmaları bence. Fakat ``Sevişmeyle sevginin bütünselleştirilmesi'' ihtiyacını yüzyıllar öncesinden keşfetmeleri bile her türlü övgüye değer doğrusu.

İyi de seviştiği kadına daha o uyurken şiir yazabilmek, her erkeğin harcı olmasa gerek. Şiir yazma yeteneğinin olup olmadığını bir yana bırakalım. Tenselliği bu ölçüde yüceltebilecek erkeğin duyargaları gelişmiş olmalı. Kıblesi insan olmayan bir erkek, ne seviştiği kadının bedenini algılayabilir; ne de o tenden hissettiklerini şiirleştirebilir.

Herşeyden önce sevişmeyi teninde olduğu kadar, beyninde ve kalbinde de hissedebilmelidir erkek. Bedensel bütünleşmeye ulaşmadan değil şiir yazmak, sevgi dolu bir tek sözcük bile karalayamaz.

Ve tabii sevmelidir erkek. Öyle ki, sevişmek, bedensel birleşme olmaktan çıkmalıdır. Parmak ucuna dokunmak, içindeki yanardağları harekete geçirebilmeli; bedenlerden fışkıran lavları dudaklar aktarabilmelidir birbirine. Büyülü bir enerji alışverişi yaşayabilmelidir bedenler.

RUHLA VE YÜREKLE GİRMEK 

Tıpkı Henry Miller'in, ``Cinsellik Dünyam'' adlı kitabında anlattığı gibi, ``insan sıcaklığı''nı duyarak sevişmelidir bence insanlar.

``Yaşama vajina yoluyla girmek, başka herhangi bir yolla girmek kadar iyidir. Eğer o organın çok derinine girer ve orada uzun süre kalırsanız. Aradığınızı bulursunuz. Ama bunun için oraya yürekle, ruhla girmeniz, sahip olduğunuz şeyleri dışarda bırakmanız gerekir. (Sahip olduğunuz şeylerden korkuları, ön yargıları, kör inançları kastediyorum.)''

Miller, sevişmeyi sevginin tezahürü olarak görüyor. O nedenle de ``yürekle, ruhla girmek''ten sözettikten sonra hemen uyarıyor:

``Güzel bir birleşme aldım sözü kadar güzel bir birleşme verdim sözü de yanlıştır.''

Öyle ya, iki bedenin bütünleşmesi nasıl ``vermek'' ya da ``almak'' gibi sıradan sözcüklerle anlatılabilir? Sevişmeyi bu kadar bayağılaştırabilmek için ya duygusuz olmak gerekli ya da yatağa girerken duygularıyla birlikte soyunuyor olmalı insan.

Ne yazık ki, bu tür tanımlamalar oldukça yaygın. Erkek jargonunda sevişmek, bırakın ``vermek''i, ``becermek'' gibi sözcüklerle ifade edilir durumda. Bedensel birleşme onlar için zafer çığlıklarının ve gol atma edebiyatının ana malzemesi.

Maalesef, argo da cinsellikten besleniyor, küfürler de. İster erkek olun, ister kadın, sokakta yürürken, penisini intikam aracı olarak gören erkeklerin küfürlerini duymamış olamazsınız. Sahibini tanımasam da, muhatabı olmasam da hep yüzüm kızarmıştır bu küfürleri duyunca.

Düşünmüşümdür, bu küfürbaz adam, kolunu karısının beline sevgiyle dolayabilir mi? Penis-vajina birleşmesinden ileri bir sevişme yaşayabilir mi? Bence mümkün değil.

Olsa olsa eski Yeşilçam filmlerindeki intikamcı jönler gibidir o erkek için sevişmek. Hani kızkardeşine tecavüz edilen jön, intikam için saldırganın kızkardeşine tecavüz eder. Tecavüz sahnesinde kızın zevk mi aldığı, yoksa acı mı çektiği pek anlaşılamaz. Asıl darbe tecavüz sahnesinin sonunda gelir; ``kirletilen kız'' başını duvara doğru çevirip, ``Ben seni seviyordum'' türünden birşeyler mırıldanır.

Sokaklarda küfreden erkeklerimiz de o ``jön''lere benziyor. Sevdikleriyle de sevişiyorlar, nefret ettikleriyle de. Farketmiyor onlar için. Penisleri hem silahları, hem de aşk organları...

ALTINA YATMAK 

``Altına yatmak'' da bu tür insanların ürettiği deyimlerden biri. Sokakta duymak tamam ama siyasilerden duymak ağır geliyor, insanın içini acıtıyor.

Bu kez ``Altlarına mı yatacağız, bırakın gebersinler'' diyen kişi, bir milletvekiliydi. Üstelik TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesiydi; ölüm oruçlarına tepki gösteriyordu sözüm ona. Bir zamanlar, ``Cop sokmaya ne gerek var, taş gibi erlerimiz var'' diyen siyasi anlayışın mirasçısıydı.

Ağzından kaçırdığı o birkaç sözcük, milletvekilinin kadınlara bakışını ele veriyordu. Ne yazık ki, erkekliğiyle övünürken, kadın cinselliğine hakaret ediyordu.

Belli ki, kadınları, erkeğin altına yatıp onu eğlendiren bir ``oyuncak'' olarak görüyordu. ``Alta yatmayı'' bir aşağılama vesilesi sayıyordu.  Halbuki sevişmeyi tensel bütünleşme olarak algılayabilse, altta ya da üstte sevişmeyi bu kadar dert etmezdi.

Acaba bu milletvekili, Japonların geleneğini uygulamak zorunda kalsaydı; seviştiği kadına şiir yazabilir miydi? Sanmıyorum. Peki, seviştiği kadın, ona D.H.Lawrence'in, ``Lady Chatterley'nin Sevgilisi'' adlı kitabından bir orgazm sahnesi okusa ne yapardı?

``Sonra, (erkek) eyleme geçince kadının içinde garip bir ürperti dalgalandı. Dalgalandı, dalgalandı, tüy gibi yumuşak alevlerin çatal çatal yükselişi gibi dalgalandı, bütün gövdesini sardı eritti. Sanki bir sürü çan, en yüksek sese varıncaya dek çalıyor, çalıyordu. Connie, çıkardığı küçük, kesik çığlık seslerinin bile bilincinde olmadan yatıyordu.

(...) Tutkuyla kendinden geçmiş bir durumda adama kenetlendi, garip ritmik bir eylemin gitgide büyüyerek yarılmış bilincini doldurduğunu duydu, sonra gene, gerçekte eylem olmayan o söze sığmaz kımıltı başladı. Bu, daha çok, bütün dokularının derinliklerine, bilincinin derinlerine döne döne inen, kendisini en sonunda yoğun bir duygu seli olarak bırakan, anlamsız küçük çığlıklara sürükleyen hızlı bir burgaçtı. En yoğun geceden, yaşamdan kopan çığlıklardı bunlar!''

Böylesi bir sevişmeye de ne kadar yabancı hissederdi kendini değil mi?

4-10 Ocak 2001/Tempo

 


 
FRENLERİMİZİ BOŞALTIP DÜŞLERİMİZİ ORTALIĞA SALSAK
GONCASI RAFYALI GÜLLER
BÜTÜN HÜCRELERİNDE YAŞIYORDU ACIYI
HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
ORADA BİR PARK VARDI
BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
ALÇAKÇA İŞLENMEYEN CİNAYET VAR MIDIR HAYATTA?
EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
GÜVENLİ LİMANLARA SIĞINMAYI YEĞLEYENLER
SIRADAN ÖYKÜLER DE AĞLATIR
BIRAK YANINDAKİ ADAM LAF ETSİN
BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
TEK DOLARLIK KALPAZAN OPERASYONU
SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
NE VOLKANLAR TAŞIRIM İÇİMDE BİLİR MİSİN?
ÇOK ŞÜKÜR BENİM OĞLUM KATİL DEĞİL
DERİNDİ BALIKÇININ GÖZLERİ
ŞAİRİN KOKU ALAMADIĞI VAZİYETTEYİZ
YAHU BİR GÜZEL ÜTÜLÜYOR Kİ DONLARIMI SORMA
KADERİMİN PATRONU, RUHUMUN KAPTANIYIM
TENCERE ELİNDE KELEPÇELEDİLER GENÇ KIZI
DAHA NE KÖTÜLÜKLER GÖRECEK SABRİYE NİNE?
İLKELER NAZİKTİR HER DAİM SULANMAK İSTER
AH O KOCA MEMELİ KADIN!
DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
İKİ DUDAK ARASINA SIKIŞMIŞ KİMLİKLER
ÇIĞLIK ÇIĞLIĞAYDI KUŞLAR
SANA KİRPİKLERİMİ BİRİKTİRDİM ALIR MISIN?
CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?
AMAN POPOSUNU PARMAKLAMAYIN!
AL YÜZÜĞÜM SENDE KALSIN
UÇAN LİDERLER KAÇAN KONGRELER
YES DE EMİNE HANIM
MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
AYI KONSERVE YERSE
DÖNECEKSEN DÖN ARTIK VE GÖR OLACAKLARI
SEVİŞMEK ERKEĞE ÖDÜLSE KADINA CEZA MI?
EN BÜYÜK BAYRAM BİZİM BAYRAM
MEĞER SİLAHLAR NE KADAR GEREKSİZ ZERZEVATMIŞ
MEDET EY TSE, GETİR ŞU İŞE BİR STANDART
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM YENİ KAHRAMANLAR GELİYOR ESKİ YOLDAN
ÇARŞAFA BÜRÜNMÜŞ PARİSLİ KADININ KIVRAK YÜRÜYÜŞÜ
GÜNEŞİN ÜZERİNDE OYNAŞMADIĞI BİNADA OTURAN SİYASETÇİ
TÜRK ASKERİNİN KORE YOLCULUĞUNUN ÖYKÜSÜ
KÖKLERİNİ BU TOPRAKLARA SALANLAR DA KAÇIYORSA
YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
ECEVİT, CALLAGHAN'IN 27 YIL ÖNCEKİ SÖZLERİNİ DE HATIRLASA
ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
DOKUNULAMAYAN KAPILARA SIKIŞMIŞ İNSANLIKLAR
CAMDAN ÖRÜLMÜŞ SINIRLAR KAFAYI VURUNCA ANLAŞILIR ANCAK
DİLERİM AİLE ALBÜMÜM SAHAFLARA DÜŞMEZ
OLAĞANLAŞAN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE KARŞI AĞLAMA SEANSLARI
BİR ERKEĞİN HEDİYELERLE EVRİMİ
İSLAMİYETİN CAMİLERE ÇEKİLME VAKTİ GELDİ ÇATTI
NE AŞKLAR BİLİRİM GÖRKEMLİ İTİRAFLARA KURBAN GİTMİŞ
SANTİMETREKARECİ MEMDUH'UN UYANIK İŞLERİ
ÇIPLAKLIK SEVENLER GERÇEKLERİ DE GİYDİRMESELER YA
HİSSEDİLEN SICAKLIK VARSA HİSSEDİLEN ENFLASYON NİYE OLMASIN?
HANİ ALEVİLER LAİKLİKTEN YANAYDI?
BİR KURU GÜL KALMIŞTI ELİNDE
ŞİVE DİYENLER YARGILANSIN
ESSAH MI YANİ?
HERKES ŞEHİT HERKES KAHRAMAN
ÇETECİLER BAYRAĞI AŞAĞILADILAR
FOTOĞRAF TERÖRDEN GÜÇLÜ OLMASA...
ÖNGÖRÜLERİN BEREKETLİ TARLASI KURUDU
PKK İLE SAVAŞ KAZANILDI MI Kİ?
BAHAR YAĞMURLARINDA YIKANMADAN...
CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
TANRI AŞKINA! BU SİZİN DE ÜLKENİZ!
ERDOĞAN'A ÇOK KONUŞMA CEZASI VERİLMELİ
KANADALILAŞAN TÜRKÜN VİCDAN AZABINA ÖVGÜ
KENDİNİ ÇOĞALTARAK YAŞAMAK YA DA CENAZELER
OSMANLI SEVDASINDA DANSÖZÜN YERİ
EKRANDA SEVİŞEN TÜRK KIZINI TÜRKLER DESTEKLERSE!
KÖTÜLÜKLERİ GÖRMEZDEN GELEREK YOKETME
TANRI BU ÜLKEYİ TESADÜFLERDEN KORUMASIN
KENDİ KENTİNDE KAYBOLMAK
SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK
İNSANA YATIRIM YAPMANIN ALBENİSİ
ÇINARLAR AYAKTA ÖLÜR GAZETELER DE
DEREYATAĞINA EV YAPARSANIZ YIKILIR
HEYECAN DA RUTİNLEŞİR
SEN HASTALIKLI KORUK GİBİSİN
DENİZDEKİ HAYALİ KIRMIZI ÇİZGİ
KAVUN KARPUZ MİSALİ SİYASET
ÖZKÖK: ÜNİFORMANIN ALTINDAKİ KİŞİLİK
NECDET TEKİN: PIRASA PROFESÖRÜ OLUR MU?
HÜSAMETTİN ÖZKAN: İKİLİ TEMASLAR UZMANI
AHMET VEFİK ALP: UÇUK PROJELER BAŞDANIŞMANI
DIŞ GÖREVDEN DÖNEN VEKİL
KOYUNLAR OTORİTEYE ÇAKTIRMADAN KARŞI ÇIKAR
TAHTERAVALLİDEN İNMENİN ZAMANI GELDİ
NABZA GÖRE ŞARKILAR
AKIP GİTMEKTEDİR SESSİZ HAYATLAR
GURKALAR EMRİNİZDE SAM AMCA
TARİHTEN İBRET ALMASI GEREKENLER
1 - 2
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr