1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
 28 Aralık 2000, Perşembe
 

KIRLANGIÇ YUVASI/4

HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL

Yine yorucu, o kadar da heyecanlı bir kazı günüydü.  Yorulduklarını farkettiklerinde gün yitmiş, akşam olmuştu. 15 dakikalık bir mola verdiler. İki metrelik çukurdan çıkmadan, günyüzüne yeni kavuşturdukları mozayiğin ucuna iliştiler.

Gökyüzünü kızıla dönüştüren güneşi seyretmek akıllarına bile gelmedi. Romantizmden alabildiğine uzak, toprakla ise fazlasıyla haşır neşirdiler. Genç arkeolog kadın, bir yandan sandviçini ısırırken bir yandan toprağın başdöndürücü kokusunu düşünüyordu.

``Ne garip, toprağın yağmurdaki kokusunu herkes bilir ama yeni kazılmış toprağın kokusuna bir çiftçiler tanıktır, bir de arkeologlar. Çiftçiler, doğuma, arkeologlar ise ölümlere tanıklık ederler.''

Arkeolog kadın, gazozu başına dikti. O an, gözü, yanıbaşındaki iskeletin parmaklarına takıldı. Güçlükle yutkundu, etrafına bakındı. Arkadaşları, iskelete aldırmadan yiyip içmeye devam ediyorlardı.

``İnsan, normal şartlarda mezarlıkta oturup gazoz içer mi? Bizim için ise mezar ya da iskelet farketmiyor. Düşündüğün tek şey işin o sırada. Ne büyük bir çelişki.''

Bu çelişkiyi içinde hissetmesi işini sevmediği anlamına gelmiyordu. Tam tersine mesleğini çok seviyordu. Ama yabancılaşmanın insanın duygularını öğüten o sinsi etkisinden kendisini sıyırabilmeyi de başarıyordu. Sorular sormayı unutmaması, belki de hem arkeoloji, hem de konservatuvar öğrencisi olmasından kaynaklanıyordu...

O genç kadın, bugün artık ünlü bir sanatçı olan Candan Erçetin'di. Enez'deki o kazıdan birkaç yıl sonra arkeolojiden uzaklaşmış, müziğe vermişti kendini.

Yıllar arkeolog yanını gerilerde bıraksa da Erçetin, 1984'te, bir kazı çukurunda yaşadığı o ikilemi hiç unutmadı. (*)

NOSTALJİNİN NOSTALJİSİ OLMAZ Kİ 

Erçetin'in Bizans kilisesinin kalıntıları arasında karşılaştığı o iskelet, hemen her arkeolojik kazının, bende uyandırdığı merakı yeniden depreştirdi. Belleğimin derinliklerinde yatan, her fırsatta uyanıp uyanıp beni sıkıştıran o soru bir kez daha geldi dikildi önüme...

Bir felaket olsa, bugünün Ankarası, İstanbulu aniden toprağa gömülüverse ve yüzyıllar sonra arkeologlar kazsalar, buldukları kalıntılar karşısında ne hissederlerdi?

Bugün artık iskelete dönüşen o Bizanslı, yaşarken bu tür sorular sormuş mudur kendine? Zaten sorsaydı da bizim onların yarattığı medeniyet karşısında bugün duyduğumuz hayranlığı hiçbir şekilde kestiremezdi.

Bizim ise bugünün insanları olarak geleceğe ilişkin böyle bir öngörüde bulunmamız çok zor. Geleceğin insanlarının bizim bırakacaklarımızdan hayranlık  duyacaklarına emin değilim. Çünkü günümüz Anadolusunda yaşayan bir insan olarak, çevremde gördüklerimin en azından tümünden hoşnut değilim. Kentlerimizdeki çirkinlik abideleri bana acı veriyor. İşte o nedenle de bu topraklarda bizden önce yaşamış insanların yarattıkları medeniyetlerin artıkları bile beni utandırmaya yetiyor.

Hal böyleyken insanların geleceğe iyi izler bırakmayı önemsemek yerine geçmişle avunmaya çalışmasını anlayamıyorum. Yanılmıyorsam Emel Sayın'dı. Muazzez Ersoy'un, milyonlarca satan ``Nostalji'' kasetlerinin bilmem kaçıncısını çıkarmasını değerlendiriyordu:

- Böyle giderse Muazzez Ersoy'un kendisinin nostaljisi olmayacak.

Yerinde bir saptamaydı. Öyle ya, ürettiğiniz kasetler, geçmişin tekrarından öteye gidemiyorsa ilerde kim sizi nostaljiyle anabilir? Daha ötesi, nostalji yapmak güzel de yeni bir sanat ürünü ortaya koymaya çalışmak daha doğru değil mi?

Halbuki nostalji kavramıyla tanışıklığımız çok da eski değil. 1980'lerin ortalarında tanıdık nostalji kavramını. Bir nostalji muhabbetidir gidiyor. Barların, cafelerin adından başlayıp hayatın her alanına uzandı. Öylesine sevdik ki, nostaljik değer haline gelebilecek ürünler ortaya koymaktansa, bizatihi nostaljinin kendisini baştacı eder olduk.

TELEVOLE NOSTALJİSİ 

Daha ötesi, nostalji, iyiye, güzele özlemi ifade etmekten çok her insanın kendi geçmişini kutsamasının bir aracı haline geldi. Özlemde sınır olmayınca da nostalji bulutları ``televole''lere kadar uzandı. Hülya Avşar'ın kızkardeşi sıfatıyla ünlenen Helin Avşar'ın, ``Ah nerede o eski televoleler'' sözleri, bu ortamda hiç abes kaçmadı doğrusu. ``İnsanların ekonomik durumu kötüleşti, artık eskisi gibi gecede üç-dört bar dolaşacak para bulamıyorlar!''

Herkesin nostaljisinin kendine güzel gelmesi doğal. Ne de olsa, nostaljinin hayat kaynağı, kişiye göre değişebilen subjektif algılamalar. Öyle olunca da aynı ortamın nostaljik çağrışımları kişiden kişiye, dönemden döneme birbirinden çok farklı eğriler çizebiliyor.

Üstelik nostalji, kuşaktan kuşağa da aktarılamıyor; her kuşak kendi nostaljisini yaşıyor; kendi nostaljisini göklere çıkarıyor. Bu fikrimi pekiştiren, Ülkü Tamer'in ``Alleben Öyküleri'' adlı kitabı oldu. Tamer, ``Şekerci Asım'' adlı öyküsünde, doğup büyüdüğü Gaziantep'teki Alleben deresinden de sözediyordu:

- Ali, Şekerci Asım'ı Alleben'de çimerken görmüş, onu anlatıyor. ``Koskoca adam. Bizim çimdiğimiz yerin az ötesinde suya girmiş. Bir çalının ardına sinip baktım. Çimmiyor. Suyu dövüyor. Dikilmiş derenin orta yerinde, iki elini yumruk etmiş, suya vuruyor. `Ulan, Sabahat nerede?' diye bağırıyor. Belki yarım saat suyu dövdü. Sonra çıktı, giyindi, namaz kıldı. Ben de gittim.''

Okuduklarıma şaşırmadım desem yalan olur. Ben de Ülkü Tamer gibi Gaziantep'te doğup büyüdüm. Benim çocukluğumda Alleben'e girip yıkanmayı aklımızdan bile geçiremezdik. Alleben deresinin suyu azalmıştı, hem de kanalizasyon suları ve tabakhanelerin deri artıkları karıştığı için kokudan geçilmiyordu.

Şimdi ben kendi geçmişimi anarken, Alleben'den özlemle bahsedebilir miyim? Hayır. Ülkü Tamer ise çocukluğunun çağıldayan deresini sevgiyle anabilir. Onun hakkı...

Kuşaklar arası nostaljik değişimin bir kanıtı da çizgi filmler. Benim çocukluğuma televizyonlar yetişemedi; bizim taptığımız çizgi roman kahramanları Teksas, Tommiks'di. İlk gördüğümüz çizgi filmler, yarı hareketli animasyonlardı.

Sonrası o kadar hızlı gelişti ki, her kuşağın farklı çizgi film kahramanları oldu. Her kuşak, kendi geçmişini yadederken, kendi döneminin kahramanlarını özlemle anar oldu. Günümüz çocuklarının sevgiyle anacakları kahraman ise büyük olasılıkla `Pokemon''un ``Pikachou''su olacak. Üç ay sonra dünyayı saracak yeni bir dalga da ``Pokemon kuşağı''nı eskitecek.

``Pokemon kuşağı'' biraz daha büyüdüğünde ``Ah nerede o eski bayramlar'' ya da ``Ah nerede o eski yılbaşılar'' da demeyecek. Olsa olsa ``Ah nerede o eski tatiller'' diyecekler; yıllar önce ilk karşılaştıkları bilgisayar oyunlarından gözleri dolarak söz edecekler.

Onlara da kendi nostaljileri güzel gelecek...

 

(*) Candan Erçetin'in, gazeteci Ümit Zileli ile söyleşisi, Cumhuriyet, 2 Ekim 2000.

28 Aralık 2000-3 Ocak 2001/Tempo

 


 
FRENLERİMİZİ BOŞALTIP DÜŞLERİMİZİ ORTALIĞA SALSAK
GONCASI RAFYALI GÜLLER
BÜTÜN HÜCRELERİNDE YAŞIYORDU ACIYI
HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
ORADA BİR PARK VARDI
BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
ALÇAKÇA İŞLENMEYEN CİNAYET VAR MIDIR HAYATTA?
EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
GÜVENLİ LİMANLARA SIĞINMAYI YEĞLEYENLER
SIRADAN ÖYKÜLER DE AĞLATIR
BIRAK YANINDAKİ ADAM LAF ETSİN
BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
TEK DOLARLIK KALPAZAN OPERASYONU
SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
NE VOLKANLAR TAŞIRIM İÇİMDE BİLİR MİSİN?
ÇOK ŞÜKÜR BENİM OĞLUM KATİL DEĞİL
DERİNDİ BALIKÇININ GÖZLERİ
ŞAİRİN KOKU ALAMADIĞI VAZİYETTEYİZ
YAHU BİR GÜZEL ÜTÜLÜYOR Kİ DONLARIMI SORMA
KADERİMİN PATRONU, RUHUMUN KAPTANIYIM
TENCERE ELİNDE KELEPÇELEDİLER GENÇ KIZI
DAHA NE KÖTÜLÜKLER GÖRECEK SABRİYE NİNE?
İLKELER NAZİKTİR HER DAİM SULANMAK İSTER
AH O KOCA MEMELİ KADIN!
DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
İKİ DUDAK ARASINA SIKIŞMIŞ KİMLİKLER
ÇIĞLIK ÇIĞLIĞAYDI KUŞLAR
SANA KİRPİKLERİMİ BİRİKTİRDİM ALIR MISIN?
CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?
AMAN POPOSUNU PARMAKLAMAYIN!
AL YÜZÜĞÜM SENDE KALSIN
UÇAN LİDERLER KAÇAN KONGRELER
YES DE EMİNE HANIM
MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
AYI KONSERVE YERSE
DÖNECEKSEN DÖN ARTIK VE GÖR OLACAKLARI
SEVİŞMEK ERKEĞE ÖDÜLSE KADINA CEZA MI?
EN BÜYÜK BAYRAM BİZİM BAYRAM
MEĞER SİLAHLAR NE KADAR GEREKSİZ ZERZEVATMIŞ
MEDET EY TSE, GETİR ŞU İŞE BİR STANDART
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM YENİ KAHRAMANLAR GELİYOR ESKİ YOLDAN
ÇARŞAFA BÜRÜNMÜŞ PARİSLİ KADININ KIVRAK YÜRÜYÜŞÜ
GÜNEŞİN ÜZERİNDE OYNAŞMADIĞI BİNADA OTURAN SİYASETÇİ
TÜRK ASKERİNİN KORE YOLCULUĞUNUN ÖYKÜSÜ
KÖKLERİNİ BU TOPRAKLARA SALANLAR DA KAÇIYORSA
YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
ECEVİT, CALLAGHAN'IN 27 YIL ÖNCEKİ SÖZLERİNİ DE HATIRLASA
ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
DOKUNULAMAYAN KAPILARA SIKIŞMIŞ İNSANLIKLAR
CAMDAN ÖRÜLMÜŞ SINIRLAR KAFAYI VURUNCA ANLAŞILIR ANCAK
DİLERİM AİLE ALBÜMÜM SAHAFLARA DÜŞMEZ
OLAĞANLAŞAN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE KARŞI AĞLAMA SEANSLARI
BİR ERKEĞİN HEDİYELERLE EVRİMİ
İSLAMİYETİN CAMİLERE ÇEKİLME VAKTİ GELDİ ÇATTI
NE AŞKLAR BİLİRİM GÖRKEMLİ İTİRAFLARA KURBAN GİTMİŞ
SANTİMETREKARECİ MEMDUH'UN UYANIK İŞLERİ
ÇIPLAKLIK SEVENLER GERÇEKLERİ DE GİYDİRMESELER YA
HİSSEDİLEN SICAKLIK VARSA HİSSEDİLEN ENFLASYON NİYE OLMASIN?
HANİ ALEVİLER LAİKLİKTEN YANAYDI?
BİR KURU GÜL KALMIŞTI ELİNDE
ŞİVE DİYENLER YARGILANSIN
ESSAH MI YANİ?
HERKES ŞEHİT HERKES KAHRAMAN
ÇETECİLER BAYRAĞI AŞAĞILADILAR
FOTOĞRAF TERÖRDEN GÜÇLÜ OLMASA...
ÖNGÖRÜLERİN BEREKETLİ TARLASI KURUDU
PKK İLE SAVAŞ KAZANILDI MI Kİ?
BAHAR YAĞMURLARINDA YIKANMADAN...
CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
TANRI AŞKINA! BU SİZİN DE ÜLKENİZ!
ERDOĞAN'A ÇOK KONUŞMA CEZASI VERİLMELİ
KANADALILAŞAN TÜRKÜN VİCDAN AZABINA ÖVGÜ
KENDİNİ ÇOĞALTARAK YAŞAMAK YA DA CENAZELER
OSMANLI SEVDASINDA DANSÖZÜN YERİ
EKRANDA SEVİŞEN TÜRK KIZINI TÜRKLER DESTEKLERSE!
KÖTÜLÜKLERİ GÖRMEZDEN GELEREK YOKETME
TANRI BU ÜLKEYİ TESADÜFLERDEN KORUMASIN
KENDİ KENTİNDE KAYBOLMAK
SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK
İNSANA YATIRIM YAPMANIN ALBENİSİ
ÇINARLAR AYAKTA ÖLÜR GAZETELER DE
DEREYATAĞINA EV YAPARSANIZ YIKILIR
HEYECAN DA RUTİNLEŞİR
SEN HASTALIKLI KORUK GİBİSİN
DENİZDEKİ HAYALİ KIRMIZI ÇİZGİ
KAVUN KARPUZ MİSALİ SİYASET
ÖZKÖK: ÜNİFORMANIN ALTINDAKİ KİŞİLİK
NECDET TEKİN: PIRASA PROFESÖRÜ OLUR MU?
HÜSAMETTİN ÖZKAN: İKİLİ TEMASLAR UZMANI
AHMET VEFİK ALP: UÇUK PROJELER BAŞDANIŞMANI
DIŞ GÖREVDEN DÖNEN VEKİL
KOYUNLAR OTORİTEYE ÇAKTIRMADAN KARŞI ÇIKAR
TAHTERAVALLİDEN İNMENİN ZAMANI GELDİ
NABZA GÖRE ŞARKILAR
AKIP GİTMEKTEDİR SESSİZ HAYATLAR
GURKALAR EMRİNİZDE SAM AMCA
TARİHTEN İBRET ALMASI GEREKENLER
1 - 2
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr