MELİHAT GÜLSES

EN BÜYÜK HEDİYEM KAHVALTI MASASINDA BULDUĞUM BESTELER

Taş plaklardan kalma, insanın içine işleyen bir sesle söylüyor şarkılarını Melihat Gülses. Popüler olmak uğruna da klasik çizgisinden ödün vermeden ilerliyor. Gerçi "Ihlamurlar altında" dizisinde söylediği "Çok aşığın var diyorlar" şarkısı adının yayılmasını sağladı ama yıllardır geniş bir hayran kitlesi vardı. O, Türk Sanat Müziği’nin özgün ve özel bir ismi olarak anılacak.

ÜNLÜLERİN VARİSLERİ: TELİF İÇİN BÜYÜK PARALAR İSTİYORLAR

Kaybettiğimiz sanatçıların eserlerini, varisleri muvafakatta güçlük çıkardığı için albüme alamıyoruz. 3-5 bin dolarlar, büyük paralar isteniyor. Sadettin Kaynak ve Selahattin Pınar da ricayla, sevgiyle bazen verilebiliyor. Ama Münir Nurettin ve Yesari Asım’da hiç başaramadık. Cinuçen Bey’in eserinde de Barihüda Hanım, "CD’yi şu beş kişiye dinletelim, onlar onay versin" dedi. İsmi iyi kötü tescillenmiş bir sanatçıyım. Bu tavrı hak etmiyorum. Alaaddin Yavaşça Hocam, "Ne bildim kıymetin şarkınızı okuyacağım" deyince, "Getir kızım dinleyeyim" demedi, "Muvafakatnameyi gönder imzalayayım" demişti.

KONSERVATUAR: BİR YIL SESİMİ KAYBETTİM YİNE YILMADIM

Babam eğitime çok önem veren biriydi. Ama müzik eğitimi almama karşı çıktı. Bu mesleği gazinoda icra etmemi, sahneye çıkmamı yani gerektiğinde içkili yerlerde müzik icra etmemi istemedi. Müzikle amatör olarak ilgilenmemi istiyordu. 1975’te konservatuar kurulunca, çok yakın arkadaşları, "Sana sormuyoruz, kızımızı konservatuara yazdırıyoruz" dediler. Fatih Kız Lisesi’nden çıkıp inanılmaz bir aşkla konservatuara gidiyordum. Göndermedikleri bir dönem oldu, bayağı engellendim. Mücadeleyi kazanıp konservatuara girince bakışım değişti. Müzikten başka bir şey düşünemez oldum. Fakat ilk senenin sonunda birdenbire sesim kısıldı. Yanlış teknikle şan okutulduğu için sesimi kaybetmiştim. Yılmadım, hocalarıma rica edip yarı ıslıkla yarı fısıldayarak nota okudum. Solfej imtihanını geçtim ama hocalarım artık bana "Kızım yol yakınken liseyi bitir üniversiteye git" diyorlardı. İyi niyetliydiler fakat sözleri bana çok ağır geliyordu. Bir bademcik, bir nodül ameliyatı oldum. Salı akşamları Çapa Hastanesinde sesini kaybeden insanların tedavi gördüğü bölüme gittim. Dr. Güzin Güner, tedavi amaçlı şan çalıştırdı. Bir sene sonra sesim iyileştiğinde radyo imtihan açtı. Radyoya girince babam da mutlu oldu.

BABAM: HEM BANKACI HEM KANUNİYDİ

Ben İstanbul’da Zeynep Kamil’de doğmuşum. Çocukluğumun geçtiği Akşehir’den ilkokul ikinci sınıfta ayrılmışız. Babamın tayini çıktıkça Gaziantep, Nevşehir dolaştık. En son abim hukuk fakültesini kazanınca İstanbul’a geldik. Babam kanuniydi, çok güzel sesi vardı. Müzikle amatör olarak uğraşıyordu, aynı zamanda bankada çalışıyordu. Babamla birlikte gezek dediğimiz evlerde yapılan meşklere katılıyorduk. Meşklerde kardeşlerim geri plandaydı. Genelde bana şarkı söyletirlerdi. Zaten abim savcı, kız kardeşim bankacı oldu. Ortaokuldayken bana da herhalde çenem kuvvetli diye "Sen avukat ol" derlerdi.

ETKİLENDİM: HAMİYET YÜCESES ÇOK BEĞENDİ

Gaziantep’te gazino tarzı bir eğlence yerine gitmiştik. Orada beni sahneye çıkarmışlardı. 8-9 yaşlarındaydım. İki şarkı okumuştum; "Sevemez kimse seni" ve "Hani o bırakıp giderken seni". O sanatçı arkaya kulise götürdü beni. "Mutlaka bu işin eğitimini görmelisin" dedi. Çok da güzel sesi olan bir hanımdı. Öyle bir sahneye ilk defa çıkmıştım, beni çok etkilemişti. Babamın bu işin içinde olmasından dolayı Hamiyet Yüceses, Safiye Ayla, Müzeyyen Senar’ı dinleme fırsatı buluyordum. Bir meşk sırasında Hamiyet Hanım, beni çok beğendi. "Çok kabiliyetli. Hançeresi çok kuvvetli" dedi. Çok sevinmiştim.

GAZİNO: FAHRETTİN ASLAN’IN TEKLİFİNİ REDDETTİM

Aşağı-yukarı 85-86’ydı. Televizyonda "Dünden bugüne musikimiz" adlı programda "Memo Naziresi ve Ayvaz" adlı eseri okudum. Müzeyyen Senar seyrediyor, hemen Fahrettin Aslan’ı arıyor. Görüşme teklifi bize ulaştı. Staj dönemini bitirmediğim için dışarıda şarkı söylersem TRT’yi bırakmam gerekiyordu. Bir tarafta paralar, katlar, arabalar, bir tarafta eğitimini aldığım bir yol, radyo. "Hayır, radyoyu asla bırakmam" dedim. Görüşmeye Necip Bey gitti. Eşimin babası Türkiye’nin önemli hafızlarından Ali Gülses ve Fahrettin Aslan ile yakın arkadaşlar. Fahrettin Aslan, Necip’i tanıyor ama eşim olduğunu bilmiyor. İşte "Karının sesi çok güzel. Maksim’e çıkaralım" diyor. Biz düşündük kabul etmiyoruz deyince "Siz deli misiniz?" diyor. Her yolu denedi. En son beni de aradı, çok kızmıştı.

ŞARKILARIM: IHLAMURLAR ALTINDA DİZİSİYLE DUYULDU

Bilsak’ta yaptığımız ilk konserde Münir Bey’in eserlerini okumuştuk. Küçük bir konserdi. Doğru insanlara ulaşmaya, merdivenleri ufak ufak çıkmaya çalıştık. Müzik yaşamımda bestesi Cinuçen Tanrıkorur’a, sözleri Fevzi Halıcı’ya ait "Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim" diye Hint efsanesinden alınmış güfte ile dikkati çektim. Narçiçeğim’den sonra başka şarkılar, "Mavili" Radife Erten’den "Ne bildim kıymetin" Alaaddin Yavaşça hocamın bir şarkısı. İncesaz ile yaptığımız albümdeki şarkılar hâlâ dillerde ve bu da bizi mutlu kılıyor. "Çok aşığın var diyorlar" şarkısı "Ihlamurlar Altında" dizisinde duyuldu.

POLİTİKACILAR: BAKANLARIMIZ TEŞRİF ETMİŞ DEMEM

En çok dikkati çeken siyasi Deniz Baykal oldu. Deniz Bey o gün konsere Ankara’dan geldi. Beni izleyen başka siyasetçiler de oldu. Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Faruk Özak konserlerime geldi. Ali Coşkun, kızım der başka bir şey demez. Tayyip Beyin "Miras" albümünden sonra beni takip ettiğini biliyorum. Babamın cenazesinde ve bazı konserlerimde telgrafı gelmiştir. Benim için partinin önemi yok; müziktir benim için doğru olan. Herkesin başımın üstünde yeri var. Hiçbir konserimde de bakanlarımız teşrif etmiş hoş geldiniz demem.

KONSERLERİM: BU SENE YENİ BİR ALBÜM GELECEK

Çok özel yerlerde belli konserler yapıyoruz. Yaklaşık iki ay önce Yesari Asım Arsoy’la Safiye Ayla’nın, Müzeyyen Senar’ın, Refik Fersan’ın, Münir Bey’in hiç okunmamış düetlerini yaptık. Son üç senedir Sabancı’nın ölüm yıldönümünde küçük konserler veriyorum. Cemal Reşit Rey’de bir konser için görüşme halindeyiz. Lübnanlı bir sanatçıyla Bursa Festivalinde "Yalelli yelelelli" diye bir konserimiz olacak. Her albümde farklı şeyler yaptım. "İstanbul’dan Atina’ya türküler" türkülerimizin Rumca ve Türkçe okunuşuydu. İncesaz, yeni şarkıları yeni bir solukla gençlere ulaştırma çabasıydı. "Beyaz Köpükler" Batı enstrümanlarının yer aldığı bir çalışmaydı. Narçiçekleri, geleneksel ürünler. Henüz karar vermedim ama bu sene yeni bir albüm gelecek.

IPOT: EN GÜZEL ARABADA DİNLİYORUM

En güzel arabada müzik dinliyorum. Necip Bey, ya Ipot’a yüklüyor ya da CD hazırlıyor. Söylemem gerekiyorsa söylüyorum, dinlemem gerekiyorsa bir daha dinliyorum. Trafikte boş geçen zamanı öyle değerlendiriyorum.

EŞİMİN SÜRPRİZİ: KAHVALTI MASASINDA BESTELER BULURUM

Eşimin bestelediği şarkıların çoğunda birlikteliğimizin katkısı var. Bazılarını günler öncesinden konuşuruz. Bazen de sabah oğlumu okula göndermek için kalktığımda bir bakarım kahvaltı masasında bir şarkı bestelenmiş duruyor. Eşim diye söylemiyorum, çok güzel şarkıları var. İyi bir bestekâr Necip Gülses.

ADIM: MELİHAT BABAMIN BİLİNÇLİ SEÇİMİ

Babam adımı bilinçli olarak Melihat koymuş. Yani bir yanlışlık yok. Melih çok güzel, hat çizgi, melihat güzel çizgi demek. Konservatuarda Tülin Korman hocam, "Melike" derdi. Melike’ydi, Melihat’tı derken arkadaşlarım Melek demeye başladı. Öyle yerleşti. Radyoda da Melek abla der gençler.

SESİM: DOĞUŞTAN HEDİYEMLE GELDİM

 "Miras" setini elime aldığım zaman "Allahım artık ölsem de gam yemem" dedim. Klasikten bugüne getirilen beş CD’lik setle birlikte çok özel bir kitap yapıldı. Daha güzel konserlere, daha iyi CD’lere imza atmak istiyorum. Şükrediyorum Allah’ıma. Ben doğuştan hediyemle geldim. Misyonum, eskiyi harmanlayıp bugünle birleştirerek günümüz insanına ulaştırmak.

ÇOCUKLARIM: MAKAMLARDAN İSİM VERDİM

Neva Cansın, evlenmeden çok önce bebeklerime koyduğum ve çocuğuma koymaya karar verdiğim isimdi. Bir makam ismi aynı zamanda, Neva makamı. 12 yaş küçük oğlumun ismi de Alihan Tahir. Tahir de makam ismi. Kızım Neva, okulu bitireli beş sene oldu ama düne kadar yeterli değildi. Son iki senedir iyi bir kemençe sanatçısı oldu. Albümlerime, konserlerime kemençesiyle eşlik ediyor. Neva müziğe ilkokulda başladı ama 14 yaşındaki oğlum müzikle pek ilgilendirmiyor, biz de yönlendirmedik. Alihan’ın doğumunda doktorlar, ameliyathanede bana jest yaptılar. Sezaryen için aldıkları ameliyathanede benim şarkım çalıyordu. Kendi sesimi duyarak bayıldım. "Sesinizi dinleyerek güne başlıyorum. Sizin sesinizle ameliyat önlüğümü giyiyorum" diyen cerrahlar var.

KIYAFETLERİM: DEKOLTE DERDİNİN ÖTESİNDE KAYGILARIM VAR

Kıyafet seçiminde bacağımı, göğsümü göstereyim derdinin ötesinde kaygılarla hareket ediyorum. Her albümde, her konserde müziğe ve onun yarattığı atmosfere göre giysi seçiyorum. Gidiyorum Cemil İpekçi’nin atölyesine. Bir şeyin üstü, öbürünün altı birleştiriyorum. Takı bulamazsam oturuyorum kızımla sabaha kadar takı tasarlayıp, kendim yapıyorum. 17 senedir Cemil beyin desteğini gördüm. Aya İrini’de verdiğim konserde gök mavisi bir elbise göndermişti, Fransız soprano Catherine Dubosc, uçuşan elbisemi görünce çok etkilendi. Son iki senedir Cemil Bey’e ulaşmakta güçlük çektim. Altın Portakal’ın açılış konserinde giydiğim kıyafeti Siran Ertan dikti.

EŞİM: KONSERVATUARDA TANIŞIP EVLENDİK

Konservatuarda talebeyken tanıştık Necip’le. Temel bilimler dört seneydi. Necip, erken mezun oldu ve hemen tambur hocası İhsan Özgen’in asistanı oldu. Tambur derslerimize girmeye başladı. İlk altı sene çok yakın arkadaştık. Sürekli birlikte çalışırdık. O tamburu elinden düşürmezdi, ben durmadan şarkı söylerdim. Tambur dersini çok da önemsemediğimiz için en son sözlendiğimiz sene genelde okulun yanındaki kafeye çay içmeye gidiyorduk.

JÜRİLER: ÖZEL KANALLAR BELKİ TANIMIYORDUR

Öyle ayağımı yerden kesecek yüksek egom yok şükürler olsun. Sahneden inince pazarıma da giderim, telefonumu da kendim açarım. Televizyon yarışmalarının jürilerine çağrılmadım. Ama Türk Eğitim Vakfı’nın, Zeki Müren, Safiye Ayla yarışmalarında jüri üyesi oldum. Özel kanallarda belki tanımıyorlardır bile.

SES: EN ÇOK BAĞIRAN EN İYİ ŞARKICI SANILIYOR

Topu en yükseğe atan en iyi futbolcudur hesabı, günümüzde de en çok bağıran en iyi şarkıcıdır anlayışı hâkim. Halbuki sakin okuyup, iç dünyanızı hissettirmeniz önemlidir.

EVDE MEŞK: AKŞAMLARI TAMBUR ELİMİZDEN DÜŞMÜYOR

Hani öyle zannedilir ya, evde meşk yapılır şarkılar söylenir. Buna vaktimiz yok, evde sadece çalışıyoruz. Hani terzinin akşam evinde dikiş dikmemesi gibi. Çalışma anlamında elimizden tambur düşmüyor, notalar önümüzden eksilmiyor.

TRT: ŞAHİN İLE FARKLI BİR HAVA GELDİ

TRT Müzik kanalı açıldı, sürekli Türk müziği yayını yapıyor, radyo da öyle canlı yayınlar var. İbrahim Şahin’le TRT’ye farklı bir hava geldi. Radyo sanatçıları daha güzel konserler ve canlı yayınlarla dinleyiciyle buluştu. Eskiden yasak vardı özel kanallara çıkamazdık, konserler veremezdik. Şimdi çok rahatladı. Bir sözle istediğimiz kanala çıkıyoruz, istediğimiz konseri yapıyoruz.

SİYASET: SARIGÜL OTOBÜSE BİRLİKTE ÇIKALIM DEDİ

Siyasetle hiç ilgim olmadı. Hatta sokağımızda bir problem olmuştu. Sanatçı ismim, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e ulaşmaya yetmedi. Çok üzüldüm, Eğitim Gönüllüleri Vakfı Başkanı Cengiz Solakoğlu’na söyledim. İki gün geçmedi, Cengiz bey, Sarıgül’ün yanındaymış, telefonu ona verdi de öyle görüştük. Problemi de o gün çözdü sağ olsun. Ondan sonra "Otobüste yanımda olun, birlikte çıkalım" dedi. Ben de "Benim ne sesim, ne üslubum, ne şarkılarım size destek olacak türde değil. Benim siyasetle hiç alakam yok" dedim.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET PAZAR / 16 MAYIS 2010

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).