MEDYAYA YENİ KAYNAK

Dijital evrenin devleri ve batılı meslek örgütleri arasında dijital yayınlarda telif hakları sorunu uzun süredir tartışılıyordu. Avrupa Parlamentosu, yeni düzenlemeler konusunda sona yaklaştı.

Kısaca “GAFA” (Google, Apple, Facebook ve Amazon) olarak adlandırılan “Dijital tek pazarda telif hakları” yönetmeliği, uluslararası internet platformlarına sanatçı ve gazetecilerin çalışmalarından elde ettikleri gelirleri, “link bedeli” ödeyerek onlarla paylaşma zorunluluğu getiriyor.

Internet devlerinin, “ifade özgürlüğünün kısıtlandığı” bahanesiyle, özellikle 11 ve 13. maddelere karşı yürüttükleri kulis etkili olmuş, 5 Temmuz’da Parlamento’da yapılan oylamada yönetmelik reddedilmişti. Bunun üzerine küçük firmaları koruyan ve haksız filtrelemelere karşı mekanizma oluşturulan değişiklikler yapıldı. Parlamento’da 12 Eylül’de yeniden oylanan yönetmelik, bu kez 226’ya karşı 438 oyla kabul edildi.

Parlamento’dan geçen yönetmeliğin 13. maddesi’nde, Google, Facebook gibi platformların itirazlarını gidermek için “platformların fikri haklara aykırı kullanımları otomatik filtrelemesi” hükmü yumuşatıldı.

Hizmet sağlayıcıları, linklerdeki içeriği telif hakları açısından tarayacak; telif haklarına aykırı içeriğin yayımlanmasını ve paylaşılmasını engelleyecek. Ancak haksız engellemelerde hızlı geri dönüş için sistem oluşturulacak.

İçerik sağlayıcıları ve tabii medyayı yakından ilgilendiren hükümler ise 11. maddede. Bu madde internet platformlarının, haber kuruluşları, yayınevleri, gazeteci ve yazarların içerikleri için “adil ve orantılı bedel ödeme” koşulu getiriyor. Dijital platformlarda paylaşılacak linkler ve alıntılar için link sahibi ile öncesinde lisans anlaşması yapılmasını da öngörüyor. Ancak küçük platformlar, lisans anlaşması zorunluluğu dışında tutuluyor.

Google gibi arama motorları ve dijital platformların yayıncılara ödeme yapmaları gerektiği fikri, Fransa, Almanya ve Belçika’da 6-7 yıl önce ortaya atılmıştı. Bu dijital platformların yayıncıların içeriği üzerinden hiçbir bedel ödemeden büyük paralar kazandığı ve bunun telif haklarına aykırı olduğu savunuluyordu. Özellikle Fransa’da Google ile yayıncılar arasında gerginlik artmıştı. “Haber sitelerini arama sonuçlarından çıkarma tehdidi”nin de sonuç vermemesi ve “link bedeli”nin gündeme gelmesi üzerine Google, “Dijital yayıncılık inovasyon fonu” adıyla bir fon kurarak, bu fona Fransa’daki dijital yayıncıları desteklemek üzere 60 milyon Euro aktardığını açıklamıştı.

Kuşkusuz bu düzenlemeler Türkiye’yi de ilgilendiriyor. Yeni yönetmelik, Parlamento, Komisyon ve Konsey arasında uzlaşma sağlanmasının ardından en geç ocak ayında son kez Parlamento’da oylanarak nihai şeklini alacak. Sonra da bu karar tüm AB ülkelerinin iç hukukuna uygulanacak.

Bence de bu düzenlemeler son derece haklı. Zira dev internet platformları yayıncılar üzerinden milyar dolarlar kazanıyor; içeriği sağlayanlara hiçbir bedel ödemiyor, hukuki sorumluluk üstlenmiyor; ülkelere vergi de ödemiyorlar.

“Link bedeli”, dijital haber mecralarının gelişmesinin ardından satış ve reklam gelirleri azalan medya için de yeni bir gelir kaynağı demek. Hem de doğrudan okur üzerinden sağlanacak ve editoryal bağımsızlığı güçlendirecek bir kaynak. Türkiye’de de medya “link bedeli” için bir an önce girişimlere başlamalı. Gerçi henüz gazetecilik ürünleri “fikri ürün” bile sayılmıyor ama…

 

İki yazarla vedalaşma

Selçuk Şirin’in son yazısı 28 Ekim’de, Özgür Bolat’ın son yazısı ise 15 Eylül’de çıkmıştı Hürriyet’te. O tarihten sonra da yazıları yayımlanmadı.

Dikkatli okurlar, bu iki yazarın yazılarının kesildiğini fark ettiler ve nedenini sordular bana. Ben de karşılık vermeden önce gazete yönetimine sordum. Her ikisiyle de yolların ayrıldığı ve yazılarının devam etmeyeceği yanıtını aldım. Nedeni de “son ekonomik sıkıntılar, dövizdeki artış ve kağıt fiyatlarının artması nedeniyle gazetedeki sayfa sayısının azaltılması ve benzer tasarruf önlemleri alınması” imiş.

Selçuk Şirin, 13 Mayıs 2014, Özgür Bolat da 11 Kasım 2008 tarihinde internette yazmaya başlamıştı; yazıları daha sonra basılı gazetede de yayımlanır olmuştu. Kuşkusuz her ikisinin de okurları, takipçileri vardı; merak etmeleri de doğaldı. Yazarların gelişleri gibi vedalaştıklarını bilmek de okurun hakkı… Gazeteciliğin her aşamasının okur nezdinde şeffaf olması gerekli.

 

Okurdan kısa kısa

Coşkun Uğurcan: Ahmet Hakan resmen bir yatak markasının reklamını yapmış. Bu markayı övmüş de övmüş. O firma açık reklam yapsa bu kadarını başaramazdı. Yayın İlkeleriniz de buna izin vermiyor herhalde. (16 Kasım)

B. Kara / A. C. Özsemir: İnternette “Toroslar’dan gelen lezzet: Bucak salebi” haberi yapmışsınız. Salep yani doğal orkidenin doğadan toplanması ve satılması yasaktır. İnsanları bu bitkiyi toplamaya özendiriyorsunuz. (13 Kasım)

Cevat Özgüç: İnternet ve gazetedeki “Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümü öğrencisi” hatalıydı. Tıp fakültelerinde bölüm yoktur. Orası Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin bölümü (11-15 Kasım)

Arzu Haktan: Üçüncü sayfadaki “Ya damarı kesseydi” haberinde mağazanın adı var ama “Teşvikiye’deki ünlü AVM” diyerek avm’nin adını yazmamışsınız. Böyle bir korumanın hiçbir haklı gerekçesi olamaz. (13 Kasım)

Tarık Kutlu: “Hamza tümeni karargahı” haberinde “ÖSO’nun birleşeni” yazmışsınız. “Birleşeni” değil, “bileşeni” olmalı. Birleşen, “bir noktada kesişen”, bileşen ise “bileşke oluşturan kuvvetlerin her biri” dir. (15 Kasım)

Tülin Kübra: “Fransız istihbaratı kayıtları dinledi” ve “Haddini aşmıştır” haberlerinde Fransa Dışişleri Bakanı”na cevap verilmiş ama bakanın ne dediğini anlamadım. Tam olarak yazılmamış. (13 Kasım)

A. Kadayıf: “Zabıt katibi Serpil tutuklandı” başlıklı internet haberinde neden ayrıca “kadın” ifadesi kullanılıyor? (10 Kasım)

 

Haftanın engellenenleri

Erişim Sağlayıcıları Birliği’nden bu hafta ilettiği Sulh Ceza Hâkimlikleri’nin verdiği erişim engelleme kararları şöyle sıralanıyor: ­

* Adana 5. Sulh Ceza Hâkimliği, 8 Kasım’da yayımlanan “Cinsel ilişki vaadiyle tuzak kurdukları çiftçi kalp krizi geçirince” başlıklı habere erişim, yaşamını yitiren çiftçinin yakınlarının başvurusu üzerine yasaklandı.

* 14 Ekim 2016’da yayımlanan “Bylockcu 10 hâkim ve savcı gözaltına alındı” haberi, adı geçen ve yargılama sonucunda beraat eden bir hâkimin başvurusunu kabul eden Konya 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından erişime kapatıldı.

* Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği, suçlanan şirketin başvurusu üzerine 10 Ekim 2017’de Hürriyet, Sözcü ve Takvim gazetelerinde yayımlanan “Saadet zincirinin son kurbanı ev kadınları oldu” haberine erişim yasağı getirdi.

* “12’lik öğrencisiyle evlenmek istemiş” haberine erişim Konya 3. Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla “unutulma hakkı kapsamına girdiği” gerekçesiyle engellendi. Suçlanan kişinin başvurusunu daha önce Konya 2.Sulh Ceza Hâkimliği reddetmiş, o da bu karara itiraz etmişti. 2002 yılında yayımlanan haberde ilkokul öğretmeni olan H.K.’nın bir kız öğrenciye cinsel tacizde bulunduğu gerekçesiyle yargılandığı belirtiliyordu.

* İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği, Hürriyet, Milliyet, Yeni Şafak, Vatan ve NTV’nin 4 Nisan 2017’de yayımlanan “Borsada 20 milyon TL’lik ikinci keriz silkeleme dalgası” haberine erişimi engelledi. Hâkimlik, bu kararı, “başvurucunun beraat ettiği dosyayla ilgili güncelliğini yitiren haberlerin kişilik haklarını ihlal ettiği” gerekçesine dayandırdı.

* Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Abdullah Karacan’ın geçen hafta öldürülmesiyle ilgili olarak Hürriyet’in yanı sıra 14 sitede yayımlanan “Vurulma anının görüntüsü ortaya çıktı” ve “İşte sendika başkanını öldüren işçinin ilk ifadesi” haberlerine erişim, sendikanın başvurusu üzerine Sakarya 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yasaklandı. Kararda, bu haberlerin “yürütülmekte olan soruşturmayı etkilediği ve adli makamları zan altında bıraktığı” değerlendirmesi yapıldı.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 19 KASIM 2018

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).