KADINA ŞİDDET GÖRÜNTÜLERİ

İki genç kızın Palandöken Dağı’na kaçırılıp, dövülüp bıçak tehdidi ile soyulmaları ve birine cinsel istismarda bulunulmasına ilişkin görüntüler, Hürriyet internette galeri olarak 18 fotoğrafla yayımlandı.

Okurlar, Kumru Başer ve Meltem Ruscuklu, “Kadına şiddetin galerisi mi olur? Aynısını Cumhuriyet ve Sabah da yapmış. Durdurun bunu” diye yazdılar. Haklıydılar bu itirazlarında. Hürriyet, Cumhuriyet ve Sabah’ın yanı sıra Star, A Haber ve Karar’ın siteleri de kare kare yayımlamıştı bu şiddet görüntülerini.

Tecavüz, taciz ya da saldırıya uğrayan, şiddete maruz kalan kadınlarla ilgili haberlerde “Erotik çağrışımlı başlıklar” atılmaması gerektiğini daha önce yazmıştım. Şiddet gören kadınlarla ilgili haberler, bu tür başlıklarla “şiddet pornosuna” dönüştürülüyor; okur devşirmeye çalışılıyor.

Şiddet görüntüleri de aynı işlevi görüyor maalesef. İki genç kızın maruz kaldığı şiddetin 18 ayrı fotoğrafla yayımlanması haberi şiddet pornosu haline getirmiş. Aslında o şiddeti okura yansıtmak için tek kare fotoğraf yeterli. Diğerleri tekrar. O kareler verilmese haber değerini kaybetmez.

Sadece daha fazla okur çekmek için bu yönteme başvurmak, kadına yönelik şiddete karşı kampanyalar düzenlemiş olan bir gazeteye yakışmıyor. Kadına şiddet haberlerinde okur sayısını değil, toplumda şiddetin arınmasına katkıyı hedeflemeliyiz. Tabii bir de şiddete uğrayan kadınlardaki travmayı arttırıcı etkide bulunmamayı gözetmeliyiz. Ne olursa olsun tıklansın mantığı itibar kaybettirir.

 

NİKÂHSIZ EŞ

“Balkondan atlayıp canını kurtardı” haberinde erkek şiddetinden kurtulan kadın için “nikâhsız eş” yazılmıştı. Pelin Günay adlı okur, karşı çıktı bu tanıma:

“Bir insan nikâhsız ise eş değildir, sevgilidir. Nikâhsız eş kavramına nasıl ulaşıyorsunuz? İnsanların ilişkilerinin bizi ilgilendirmediğine, istediği kişiyle birlikte yaşayabileceğine inanıyorum nikâhlı veya nikâhsız. Lütfen imam nikâhını resmi nikâh olarak gören ifadenizi gazete olarak düzeltin artık.”

Aslında bu tanım yeni değil. Günlük yaşamda ve medyada yıllardır kullanılıyor. Okurun yazdıklarını okuduktan sonra taradım; Hürriyet’te de birçok haberde özellikle de yerel haberlerde yer verilmiş bu tanıma.

“Nikâhsız eş” tanımı, hukuki metinlerde ve Yargıtay içtihatlarında da geçiyor. O kararlarda “Anadolu’da örf ve adetler gereği yapılan, çocuk sahibi olup aile düzenini nikâhlı eş gibi götüren birliktelikler” kastediliyor. İçtihatlardaki amaç, o durumdaki kadınları korumak.

Fakat bir yandan da Medeni Kanun’a göre “eş” olmak için “evlilik birliği”nin kurulması gerekir. Bu da resmi nikâhla olabilir. Bir kadın resmi nikâh olmadan bir erkekle birlikte yaşıyorsa “eş” değildir. Birlikte yaşama, sevgili, imam nikâhlı denebilir ama “nikâhsız eş” denemez. İlişkilerin adını doğru koymalıyız.

 

ESKİ ALIŞKANLIK HORTLADI

Eskiden polis, yakaladığı insanları da suç malzemeleriyle birlikte teşhir ederdi. İnsanlar masanın arkasına sıralanır, basın mensupları da fotoğraflarını çekerdi. Özellikle 12 Eylül askeri darbe döneminde yaygın olarak kullanılan bu teşhir yöntemi, daha sonra terk edilmişti. İnsan haklarına aykırı olduğu, insanları peşinen suçlu gösterdiği kabul edilmişti.

Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü nedense bu yöntemi canlandırmaya karar vermiş; 15 Ocak’ta fuhuş yapmak, uyuşturucu ve silah bulundurmak suçlamalarıyla gözaltına alınan dört kadın ve iki erkeği, eskiden olduğu gibi “suç aletleri” ile birlikte teşhir etti!

Hürriyet bu haberi “Gözaltı sergisi” başlığıyla üçüncü sayfadan yayımladı. Başlık, polis uygulamasının yanlışlığına dikkat çekiyordu. Ama haberin de buna göre yeniden düzenlenmesi, başlığı açıklayan ve yanlışlığı vurgulayan bilgi eklenmesi gerekliydi. Oysa ajans haberi aynen kullanılmış, insan teşhiri konusu “Gözaltına alınanların ele geçirilen uyuşturucu, silah ve paralarla birlikte ‘sergilenmesi’ ise dikkat çekti” ifadesiyle yetinilmişti.

Halbuki insan hakları açısından endişe verici bir değişim bu. Nitekim Ankara Barosu da “insanların suç eşyası gibi teşhir edilerek kişilik hakları ve masumiyet karinesinin yok sayıldığı” gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu.

 

OKURDAN KISA KISA

Birgül Ergev: Kelebek’te Cihan Şensözlü yazısında Finlandiya’da hava -15, su -20 demiş. “-20 derecede suya girmeye cesareti olanlar”dan bahsediyor. Bize fizikte yanlış öğretmişler. Oralarda su -20’de donmuyormuş! (17 Ocak)

Mehmet Yılmaz: Faruk Bey, tren kazaları haberlerini irdelerken siz de bir hata yapmışsınız. Çorlu’daki kazada 9 kişi değil, 25 kişi hayatını kaybetti.

Not: Hata nedeniyle özür dilerim. İnternetteki yazıda düzelttim.

Türkan Can: Engelsiz Yaşam Vakfı’nın ödül gecesi ile ilgili 11 Eylül’de Kelebek’te çıkan ilk haberde “İlk açık arttırma Müslüm Gürses’in gömleği için yapıldı” diye yazmıştınız. Gömleğin filmde giyilen gömlek olduğu bilgisi yoktu. Diğer gazeteler de böyle yazdı. Haberiniz yanlış değilse bu tartışmada Muhterem Nur haklı.

Nurullah Tez: Manşette “DEAŞ’tan atla kaçırdı” demişsiniz ama haber öyle demiyor. Kızı DEAŞ’tan kaçıp Kürt bölgesine geçmiş, adam da gidip kızını onların elinden almış. Hepsi bu. (16 Ocak)

Nusret Eriş: İnternette her habere onlarca tıklamayla ulaşılıyor, haber başlığı ile içerik arasında bir ilinti olmuyor. Amaç yalnızca ilgi çekmek. (16 Ocak)

İbrahim Ormancı: Sporda Samet Aybaba ile yapılan röportajda “yarın oynanacak Fenerbahçe maçı” deniyor. Ama “Haftanın hakemleri” programında Bursaspor-Fenerbahçe maçının 21 Ocak’ta oynanacağı görülüyor. (18 Ocak)

Salim Taşçı: “Blackwater’den Suriye teklifi” haberinde bu şirketin ABD’de “dünyanın en büyük askeri tesisine sahip olduğunu” yazıyor. Tesis, 28 bin metrekareymiş! Bu 28 dönüm demek! Bizde bundan büyük tesis çok. (18 Ocak)

 

HAFTANIN ENGELLENENLERİ

Erişim Sağlayıcıları Birliği’nin bu hafta ilettiği Sulh Ceza Hâkimlikleri’nin verdiği erişim engelleme kararları şöyle sıralanıyor:

Lapseki Sulh Ceza Hâkimliği, 16 Ocak’ta, Hürriyet ve 16 sitede yayımlanan “Çanakkale hâkimi hakkında inceleme” başlıklı habere erişim yasağı getirdi. Haber, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun, siyasi paylaşım yaptığı iddia edilen Çanakkale Hâkimi M.Şerif Aktürk hakkında dosya açıldığı bilgisini içeriyordu. Aktürk, erişim engellemesi başvurusunu “CHP ve zihniyetini istemiyoruz” adlı hesabın bir mesajının kendisinin rızası dışında facebook hesabından paylaşıldığı ve bu haberler nedeniyle saygınlık ve kişilik haklarının saldırıya uğradığı, itibarının zedelendiği” gerekçesine dayandırmış.

Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliği, Hürriyet ve yedi sitede kullanılan “Canlı yayında büyük şok: Dayımla kaçtım” haberini “aradan uzun zaman geçmesi nedeniyle kamu yararı bulunmadığı, güncelliğini yitirdiği, kamu yararı bulunmadığı” gerekçesiyle engelledi.

İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın talebi üzerine Hürriyet ve yedi sitede beş yıl önce yayımlanan “Şimdi de stat tapeleri” haberini “kişiliğini hedef aldığı, meslek ve şerefini, saygınlığını rencide ettiği, kötülediği, olumsuz ve yanlış algı yaratmaya yönelik ifadeler bulunduğu” gerekçesiyle erişeme engelledi.

Alanya 1.Sulh Ceza Hâkimliği, üç yıl önce yayımlanan “Şehit fotoğrafını buruşturup çöpe atan öğretmen” suçlamaların haksız olduğunun ortaya çıktığı gerekçesiyle engellendi.

Hürriyet ve 10 sitede beş yıl önce yayımlanan “Damada ceza gibi eğlence” haberi, “düğünde çekilen görüntülerin servis edilerek özel hayatın ihlal edildiği, yöresel adetlere göre yapılan eğlencenin işkence gibi yazıldığı” gerekçesiyle Osmaniye 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yasaklandı.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 21 OCAK 2019

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).