ERDOĞAN BAYRAKTAR

TAYYİP BEYLE ÇALIŞMAK ÖLÜMDEN BETERDİR

TOKİ, Erdoğan hükümetinin prestij kuruluşu. Yedi yılda 400 bine yakın konut yapan, kentsel dönüşüm projelerine imza atan TOKİ’nin başındaki isim de Erdoğan Bayraktar. Bütün Of’lular gibi o da güleç bir insan. Gülümsemesini sadece ihalelerin hep aynı şirketlere verildiği eleştirisi dağıtıyor. "Öyle bir şey olmaz burada. Onu söyleyen karnından söyler" diyor yüzü asılarak...

ÇOCUKLUKTAN GAYRİMENKULCÜYÜM: LAZ MÜTEAHHİTLİK DE YAPTIM

11 yaşımdan beri gayrimenkul sektörü içerisindeyim. Dededen gayrimenkulcüyüm. Bizim köyün arazi işlerini, matematik hesaplarını hep dedem yapardı. Ordan aşinayım arazi işine. Eniştem inşaatçı, dayım vardı tekniker. Lise ikide okurken eniştemin inşaatlarında çalıştım. Sıvacılık, amelelik yaptım. İnşaatçılık revaçta bir meslekti. Onun etkisiyle inşaat mühendisliğine girdim. Master yaparken kooperatif kurdum. Askerde de inşaat kontrol amir vekili yaptılar beni. Hep inşaatçılıkla ilgili işler yaptım. 1973’ten 1989’a kadar müteahhittim. Yap satçılık yaptım. Yani, Laz müteahhittim, en koyu Of’luyum. 4,5 sene KİPTAŞ’ta çalıştım. Yedi senedir de TOKİ’deyim.

ORTAOKUL: SEKİZ OKUL DEĞİŞTİRDİM

İlkokulu Of’un Gürpınar köyünde bitirdim. Ortaokula Of’a gittim. Sonra Of, Trabzon, İzmir ve Samsun arasında dolandım, tam sekiz okul değiştirdim. Eee babam yoktu. Yok dayımın yanına gittim, akrabamın yanına gittim. Babam 26 yaşında öldü. Liseye Trabzon sanat enstitüsüne başladım ama İstanbul’da Sultanahmet Meslek Lisesi’ni bitirdim. Pertevniyal Lisesinde farkları verdim. İstanbul Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi İnşaat Mühendisliği’ni bitirdikten sonra master da yaptım. Çünkü hep zayıf eğitim aldığım için eksik kalmıştım.

BABAM ERKEN ÖLDÜ: BEN BİR YAŞINDAYDIM

Babam Eskişehir Lisesi mezunudur. Orada üniversite öğrencisiyken 26 yaşında vefat etmiş. Orada bir okula ismi verildi. Ben istemedim. Haber verdiler, "Memnun olurum" dedim. Babam öldüğünde ben bir yaşındaymışım. Babamın bıraktığı kitapların içinde büyüdüm. Yazdığı şiirler beni etkiledi. Annem çok mücadeleci bir kadındı. Moğol imparatoru gibiydi, çok otoriterdi. Çok cesurdu böyle gözüne çaksan korkmazdı. Çok erkekti. Güçlüydü. Evlenmedi, iki ablamla bana baktı büyüttü. Biz öyle hiç parasızlık çekmedik. İnek besler, her sene bir inek kurbana verirdi. Yevmiyeye gider çalışırdı. Tarladan bahçeden yetiştirdiklerini satardı. Fındık, çay da vardı.

KOLSUZ HÂKİM: TIRNAKLARINI KENDİ KESERDİ

Dayım Rahmi Mollaalioğlu, Hukuk Fakültesini bitirdiğinde ben ortaokul sondaydım. Küçükken incir ağacından düştüğü için bir kolunu kullanamıyordu. "Kolsuz Hâkim" diye tanındı. Kuran, Arapça, Farsça bilirdi. İslam, Osmanlı ve Türk tarihini çok iyi bilirdi. Çok etkiledi beni. Liseyi bitirene kadar bana her ay 125 lira gönderdi. Her hafta mektup yazardı. Aşırı derece dürüsttü, minnetsizdi. Tek kolu olmasına rağmen tırnaklarını kendisi keser, bağcıklarını kendisi bağlardı. Kiloluydu, güzel de yemek yerdi. Üç sene önce bir trafik kazasında öldü. Uzun yıllar hâkimlik yaptığı Çorum’da adının bir parka verilmesi tamamen belediyenin tasarrufu.

İŞPORTACILIK: ÇAKI ÇAKMAK AYNA TARAK SATTIM

1968’lerde İstanbul’daydım. Tam siyasette hareketli yıllar. O zamanlar ben ekmek peşindeydim. Trabzon sokaklarında balon sattım. Samsun’da otellerde katiplik yaptım. Kahvelerde garsonluk yaptım. Aksaray’da Laleli’de Fındıkzade’de işportacılık yaptım. Çakı çakmak ayna tarak sattım. Günde 30 lira 40 lira kazanıyordum. Büyük para var o işte. Üniversitedeyken beş yıl avukatın yanında icra takipçiliği yaptım. Bu süreçten geldim.

SİYASET: BİZDE ALLAH KURAN VATAN DİYE GİDER

Gençlikte durumum iyi olsaydı belki olayların içine girerdim. Çünkü olaylara yatkın bir tipim. Arayan sorgulayan kavgacı, atak, devamlı hareket halinde bir yapım vardır. Aklına ne geliyorsa yapmışımdır. Her yoldan geçtik yani. Siyasete karışsaydım moral değerlerin olduğu tarafta olurdum. Bizim ailemiz moral değerlere bağlı mutaassıp bir yapıdır. Ama analiz ettiğin zaman bakıyorsun biz sosyal demokrat yapıya daha uygunuz. Hakikaten Lenin’in mi, kapitalizmin ideolojisi mi doğrudur? Bunlar çok somut şeyler değil. İstiyoruz ki vatanımız yücelsin. Siyaseti hiç sevmiyorum. Bir mezhebe, bir yere bağlanmayı hiç sevmem. Bizde, Allah, Kuran, vatan, devlet, millet diye gider; öbür işlerden ben hiç anlamam.

AMERİKA’YA GİTTİM: İNGİLİZCE ÖĞRENMEDİM

Almanya’da, Avusturya’da kaldım. Orada inşaatları gezdim. Romanya’da çok Türkçe bilen vardı. Bükreş Üniversitesi’nde dersleri Türkçe verdim. Orada doktora tezi hazırladım. Lisanım olmadığı için doktora diploması alamadım. 50 yaşındayken lisan öğrenmek için Amerika’ya gittim. 10 ay kaldım, yine öğrenemedim. Belli yaştan sonra olmuyor. Şimdi derdimi anlatıyorum o kadar. Amerika’da hafta sonları inşaatları gezdim. Prefabrik yapılarla ilgili Amerikan inşaat teknolojisi ile ilgili çok şey öğrendim. Biz şimdi Amerika’yı yakaladık sayılır. Aşağı değiliz. 

RP’DEN ADAYDIM: TAYYİP’İN ADAMI DİYE ÇİZDİLER

Tayyip bey, Fatih’te kahvelerde konuşmalar yapardı. İyi nutuk atardı. Oradan biliyordum. 1989’da Eminönü’nde meclis üyesi oldum. Bir sene sonra Anap’tan ayrıldım. Tayyip bey de RP İl Başkanı olmuştu. Tepebaşı’na yanına gittim o zaman tanıştım. Sonra Refah’tan, Eminönü’nden büyükşehir belediye meclis üyesi oldum. RP’de Eminönü teşkilat başkanlığı yaptım. Beni iyice tanıdı. Başkanlığı döneminde KİPTAŞ’ı kurduk. Genel Müdürü oldum. 1999’da Fatih’te belediye başkan aday adayıydım. Genel merkezden "Fatih adayımız Erdoğan Bayraktar’dır" diye yazı geldi. İlçe teşkilatındaki ekip istemedi bizi. Erbakan hoca da "Tayyip’in adamı" diye çizdi.

ERDOĞAN İLE ÇALIŞMAK: KAMÇILAR MI ÖLDÜRÜR MÜ BİLEMEM

Felaket. Ölümden daha beter. Acımasızdır çalışmada. Ama dışarıya, üçüncü şahıslara karşı takdir eder. Bu tavrı kamçılar mı öldürür mü onu pek bilemem. İyi niyetine inanıyoruz, tarzı öyle. Ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin. Ölmediğimize göre! Amirin olunca emir haktan üstündür yapacaksın. Tayyip bey, hiç karışmaz işimize. Başarıya bakar. Genel politikayı kendisi çizer. Müthiş kamçılar. Öyle nefes aldırmaz. Gece arar gündüz arar, inşaatta sıkıntı var niye böyle oldu diye sorar. Biz bu işin aktörüyüz. Bu işin esas sahibi başbakan tabii. Başbakanı ben severim. Başbakanın da bana güvendiğini tahmin ediyorum. Bana güvenmese burada tutmaz.

BELEDİYE BAŞKANLIĞI: O DEFTERİ KAPATTIK

Bizi milletvekilliğine de bakanlığa da belediye başkanlığına da yakıştırdılar. Çok samimi söylüyorum ben talip olmadım. Bunu Allah da biliyor arkadaşlarım da. Haa olsaydım çok çalışırdım. TOKİ’ye benzemezdi. Böyle sıradan olmaz şok projeler yapardık. TOKİ’de memurum ben. Verilen işi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Belediye başkanlığı defterini kapattık artık. Bitirdik o işleri. Burada devam ediyoruz. Bakalım ne olur? Yaşımız geçti olmaz ayıptır yani. Belediye başkanı olacak adam 45-55 yaşında olacak. Gece gündüz çalışacak bizim yaşımız 60’ı geçti.

BAŞBAKANA GİTTİM: TOKİ’Yİ BEN İSTEDİM

Gittim başbakandan TOKİ’yi talep ettim. Dedim, "Bu benim mesleğim, en iyi yapabileceğim yer burası." İlk defa bir şey istedim. TOKİ Başkanlığı’na atanmam, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e iki defa gitti. Onaylamadı. Gerekçe yoktu. Neden atamadığını ona soracaksın. Ben bu mesleğe en uygun birisiyim. TOKİ’nin başına atanmayacaksam hiç bir iş yapamam. Vekâleten yürüttüm. Sonra Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı olduktan sonra asaleten atandım.

MELİH GÖKÇEK: DAN DUN GİDİYOR

İstanbul’da boştaydım. Ankara’ya, Metropol AŞ’ye Başbakan gönderdi beni. 11 ay çalışabildim. Bitti. Kelebeğin ömrü de 24 saat. Melih’ten (Gökçek) çok şey öğrendim. Ben planlı programlıyım. Melih programlı değil, dan dun gidiyor. Ben Melih gibi olmak istemem. Müthiş akıllı pratik bir adam. Hal ve duruma göre tavır takınmayı çok iyi bilen bir adam.

TELEVİZYONDA GÖZYAŞI: DERDİME AĞLAMIŞIMDIR

Televizyonda Tayyip Erdoğan’ı anlatırken gözyaşına boğulduğum doğru değil. Niye gözyaşına boğulayım? Kendi derdimden ağlamışımdır. "Herkesin bir derdi var saklar onu içinde" diye bir Türkü var. Derdi olmayan insan olur mu? Anlatıyorum her şeyi daha ne anlatayım. Anlatmadığım bir mahrem işler kaldı. Her şeyi söyleyemezsin ki, keşke her şeyi söyleyebilsen.

HAYATIM: HAYALİMİN ÖTESİNE GEÇTİM

Hayat mücadeleden ibarettir. Çalışırsın, ya kaybedersin, ya kazanırsın. Ben kazandım. Bana Allah tahminimden çok daha fazlasını verdi. Tek kusurum var şükür eksikliği. Köyden çıkıyorsun. Baban ölmüş. Hayata gidiyorsun ümitsiz. Okyanusun ortasındasın. Üniversitedeyken, "Mühendis olsam bana kimse proje vermez, param yok müteahhitlik de yapamam" diyordum. Sonra inşaat da yaptım, para da kazandım. Hayal ettiğimin çok ötesine geçtim. Daha ne olsun? Sıhhatim de yerinde.

KARAKTERİM: TİPİK KARADENİZLİYİM

Çocukluğumda çok intizamlıydım. Ama hayat intizamlı olmaktan uzaklaştırdı. Çok tedbirliyim, müthiş temkinliyim, müthiş tedbirliyim. İsterim herkes bana güvensin. Güvenmezlerse çok üzülürüm ağlarım. Kolay ağlarım. Çabuk düşen, aşırı duygusal, herkese iyilik yapmak isteyen, çabuk sinirlenen, kolay kavga edip, kolay barışan biriyim. Tipik Karadenizliyim.

EŞİM EMİNE: KAHRIMI BAŞKASI ÇEKMEZDİ

Evlenmem 1974. Askerlikten önce evlendim. Eşimle aynı köydeniz. Görücü usuluyle evlendik. Eşim ev kadını. Eşim çok uysaldır, kahrımı başkası çekemezdi. 35 senedir evliyiz. Kavgayı sevmez, uyumludur. İflahı kesildi bizimle. Çok yorduk. Asabi, huysuz, sıkıntılı, kavgacı milletiz. Daha çok o bizi idare ediyor. Beş çocuğumuz var.

SİNEMA: BASİT OLURSA İZLERİM

Film izleyemiyorum. Kafam çok karışık olduğu için kendimi veremiyorum. Basit filmler olursa ancak izlerim. Zaten film izleme yeteneğim olsaydı İngilizceyi öğrenirdim. Duygusal ya da tarihi bir şey olacak. Tarih kitapları, iş ve ekonomiyle ilgili kitaplar okuyorum.

UNUTAMADIĞIM İYİLİK: O SUBAY BALONLARIN PARASINI VERDİ

Trabzon’da Moloz’da, balon satıyordum. Müşterilerden birinin sigarası değdi balonları patlattı. Ağlamaya başladım. Bir subay geldi. Albay mı, yarbay mı bilmiyorum. Bütün balonlarımın parasını verdi. Hiç unutmam onu. 60 kuruş mu ne öyle bir şeydi. Bir daha görmedim.

KEŞKELERİM: COĞRAFYA ÖĞRETMENİ OLMALIYDIM

Olmaz olur mu? Mühendis değil de coğrafya öğretmeni olmak isterdim. Dünyayı daha çok tanımak, tarihi daha çok bilmek isterdim. Şimdi dünyayı dolaştım ama coğrafya öğretmeni olmak başka. Bir de güzel şarkı söyleyebilmeyi isterdim.

MİLLETVEKİLLERİNE KONUT

Milletvekillerine piyasa şartlarında konut yapmak istiyoruz. Fiyatları yüksek buluyorlar. Ucuz veriyorsun gazeteler, pahalı veriyorsun milletvekilleri kızıyor. Biz de şaşırdık ne yapacağımızı.

HAYATIMIN EN’LERİ

- En büyük korkunuz?
- İmansızlık

- En çok neye dokunmaktan hoşlanırsınız?
- İnşaat harcına

- En sevdiğiniz yemek?
- Pilav ve bamya

- En sevdiğiniz tarihi kişilik?
- Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet

- En sevdiğiniz sanatçı?
- Muazzez Ersoy

- En iyi dostunuz?
- Orhan Gümrükçüoğlu (Trabzon Belediye Başkanı)

- En sevdiğiniz koku?
- Ağaç tabiat yeşillik kokusu

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET PAZAR / 30 AĞUSTOS 2009

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).