ELVAN ABEYLEGESSE

10 SENE DAHA KOŞARIM SONRA EVLENİRİM

Enka’nın, 11 yıl önce gelecek görerek Etiyopya’dan getirdiği küçük kız, bugünün iki olimpiyat madalyalı, rekorlar sahibi kadın atleti. Üstelik 2009 Dünya Fair Play ödülünün sahibi. Sezonu da iki gün önce Birleşik Arap Emirlikleri’nde Yarı Maraton koşarak açtı. Birinci olduğu yarışta Türkiye rekoru kırdı, dünya rekorunu da 40 saniye ile kaçırdı. O şirin Türkçesiyle bizden biri.

NİŞANLIM SEMENEH İYİ İNSAN: EVLİLİK SPORLA ZOR OLUR

Semeneh ile çocukluktan tanışıyoruz. Sonra aşka döndü, nişanlandık. İlk hareket ondan geldi. Etiyopya’ya ilk gittiğimde beni sıcak karşıladı. Aşkım diye seslenir bana. O inşaat mühendisi, Etiyopya’da. Bir gün evleneceğiz tabii. Evlilik sporla zor olur. Çocuk istiyorum ama daha gencim. Her şeyin bir zamanı var.

İSTANBUL ÖZLENİR: ARTIK TÜRKİYELİ OLDUM

Ben artık Türkiyeli oldum. Addis Ababa’ya 15-20 gün gidip, geliyorum. Burada kendimi iyi hissediyorum. Evim burada. Şimdi Kemer Country’de orman içinde güzel bir ev aldık. Kardeşlerimle oturuyorum. Küçük ablam Meserret, Enka’da çalışıyor. Küçük kardeşim Dereje de burada koşuyordu. Şimdi futbola başladı. İnşallah lisansı çıkarsa amatör ligde oynayacak. Ben antrenmanlarımı yine Enka’da yapıyorum, lojmanda dinleniyorum. Addis Ababa’daki arkadaşlarımla o kadar sık görüşemiyoruz. Gittiğim zaman arıyorum, karşılaşıyoruz filan. İlerde de Etiyopya’ya gitmeyi düşünmüyorum. İstanbul güzel şehir, İstanbul özlenir.

KALABALIK BİR AİLEYİZ: BANA MİMİ DERLERDİ

1982’de doğdum. Kalabalık bir aileyiz. Ben altıncı çocuğum. Babama annemden daha düşkündüm. O benim her şeyim. Babam kâğıt fabrikasında çalışıyordu, şimdi emekli. Çok hareketli, yaramaz bir çocuktum. Hep beklemedik zamanlarda arkadaşlarıma şakalar yapardım. Küçükken bana "Mimi" (küçük kız) derlerdi. Hâlâ mahallede Mimi diye tanırlar beni. Addis Ababa’da idmana gittiğimde çocuklar arabanın etrafını sarar. Şeker, kalem falan dağıtırım.

ÖĞRETMENİN DİKKATİNİ ÇEKMİŞİM: FUTBOLU SEVİYORDUM

Okulda beden eğitimi öğretmeninin dikkatini çekmişim. Okul yarışında koşmamı istedi. Ben futbolu seviyordum. Kardeşlerim, mahalledeki çocuklarla hep futbol oynuyorduk. Öğretmen ısrar edince yarışa katıldım. 100 metreyi iyi koştum, kazandım ama diskalifiye oldum. Çünkü çizgi filan bilmiyorum. O koşudan sonra atletizmi yavaş yavaş sevdim. Sonra bir kulüp aldı beni. Okul yarışlarında iyi derece aldım. İki sene kadar koştum. Etiyopya’da futbol ikinci planda. Haile Gebrselassie’nin başarısı halkı atletizme yönlendirdi.

BABAM BÜYÜKELÇİ İLE GÖRÜŞTÜ: AVUKAT OLMAK İSTİYORDUM

Stadyumda milli takımda idman yapıyordum. Biri tercüman, iki Türk geldi. Önder Özbilen, Enka olarak gelmişti. İnşaat yapan Enka, orada iyi tanınıyordu. Duvardaki listeyi görmüş, gençler şampiyonasında büyüklerin arasında dokuzuncu olmam dikkatini çekmiş. "Türkiye’ye gelmek ister misin?" diye sordu. Babama, bana iyi bakacakları, istediğim zaman ailemi göreceğim sözünü verdiler. Babam istemiyordu, büyükelçiyle de konuştu. Ben istedim gelmeyi. Aileme ayda 300 dolar ödeme diye yazdılar. Yok öyle bir şey. Enka Kulüp olarak bana maaş veriyor, o kadar. 1999’da 16 yaşındaydım. O yıl liseyi bitirip öyle geldim. Okuldayken avukat olmak istiyordum. Seviyordum avukatlığı. Hakkını aramak filan diyordum.

BİLMEDİĞİM ÜLKEYE GELDİM: ARAP ÜLKESİ ZANNEDİYORDUM

Uçakta yanımda Alemitu Bekele olduğu için yalnızlık çekmedim. Türkiye’yi bir Arap ülkesi zannediyordum. Geldik çok şaşırdık. O kadar zorluk da çekmedik. Baharatlı yemeklerde biraz zorlandık. Enka’da istediğimiz gibi yemek yaptılar. Bir sene kadar Enka Spor Tesisleri’nde lojmanda kaldım. Zaten o zaman da her gün 5-6 saat idman yapıyorduk. İlk günlerde, ailemle çok sık telefonla konuşuyordum. Sürekli mektup yazıyordum. Ablamın kızı Hivet’in resmini getirmiştim. Hâlâ yanımda taşıyorum. 13 yaşında artık. Onun yeri ayrı bende.

FORMALİTE EVLİLİĞİ YAPTIM: HEWAN’DIM ELVAN OLDUM

Türkiye’de kâğıt üstünde bir evlilik yapıldı. Formalite olarak evlendiğim Mümin Can ile tanışmadım bile. Zaten Türk kimliği aldıktan 2-3 ay sonra boşandım. Adım Hewan Abeye’ydi. Hewan, Havva demek. Türkiye’de Hewan diye çağırmak zor. Onun için adımı değiştirdim, Elvan’ı seçtim. Kulağa güzel geliyordu. Artık Etiyopya vatandaşı değilim. Oraya da Türkiye vatandaşı olarak gidiyorum. Yatırımcı olduğum için doğum Etiyopya, vatandaş Türk diye bir kimliğim var. Hıristiyan’ım, dinimi değiştirmedim. Öyle devam ediyorum.

KOMİK AMA HEP AYNI SORU: HANGİ DİLDE KONUŞALIM?

Etiyopya’da okulda İngilizce eğitimi almıştım. Onu geliştirdim sonra. Türkçem İngilizcemden daha iyidir. Türkçe’yi kamplarda arkadaşlarla konuşarak, televizyon seyrederek öğrendim. Etiyopya’ya gidiyorum "Etiyopyaca bilir misin? Hangi dille konuşalım?" diye soruyorlar. Türkiye’ye geliyorum, Elvan "Türkçe biliyor musun" diyorlar. En komik olan da bu.

HER ŞEY YENİYDİ: TAVLA DA ÖĞRENDİM

İlk günlerde her şey yeniydi. Her şeyi öğrenmek istiyor, dilim olmasa bile yazarak soruyordum. Öğrenmek için arkadaşlar konuşurken, tavla, okey oynarken hep yanlarında oturdum. Tavla da öğrendim. İyi oynarım. Birlikte geldiğimiz Alemitu Bekele fazla kalmadı döndü. Ama şimdi yine burada Üsküdar Belediyesi’nde. Spora devam ediyor. O da Avrupa Şampiyonu, şimdi de dünya salon şampiyonasına hazırlanıyor. Evlendi, bir çocuğu oldu.

GÜZEL MESAJLAR GÖNDERİR: ŞARIK TARA BABAM

Şarık Tara benim babam. Gerçek babam gibi çok sevdim. Şarık bey, yani Enka ailesi beni kendi kızları gibi görüyor. Kazandığım zaman da kaybettiğim zaman hep yanımdalar. Güzel mesajlar gönderir. Zamanım olunca görüşürüz.

BABAM VE ABİM İŞLETECEK: BRİKET ATÖLYESİ KURUYORUM

Türkiye’den bir briket makinesi aldım. Adis Ababa’ya yeni gönderdik. Fabrikadan çok bir atölye. İki ay içinde çalışmaya başlayacak. Yeni bitti. Abim ve babam başında durup çalıştıracak. Ben spora devam edeceğim. Ben aileme çok önem veririm Onları özlüyorum. Tatillerimi onlarla geçiririm. Çocukluğumda sıkıntı yaşamadım ki. Mutluydum. Ailemde bir eksiklik yaşamadan Türkiye’ye geldim para kazanmaya başladım, başarılı oldum.

KAZANMAYI DÜŞÜNEREK KOŞARIM: İLETİŞİMİ KESERİM

Koşarken sadece kazanmayı düşünürüm. Önde gidene yetişecek miyim? Arkadaki bana yetişememeli! Hep bunları hesaplarım. Pistteyken bir yandan da gözüm antrenördedir işaretini beklerim. 5 bin, 10 bin metre taktikle koşulur. Koşarken başka düşünceniz olmamalı. Yarışacağım yere gidince iletişimi keserim. Telefonları kapatıyorum, internet kullanmıyorum. Birkaç gün önce kapanır, sadece yarışa odaklanırım. Ne de olsa bütün sene çalışıyoruz.

BAYRAK KRİZİ ÜZDÜ: O MADALYA BANA DA SÜRPRİZ OLDU

Pekin Olimpiyatlarında iki gümüş madalya aldım. Ama en çok 5 binde aldığım madalya beni mutlu etti. Beklemiyorlardı. Güçlü rakipler vardı, dünyanın en iyi atletleri oradaydı. Hepsi süratliydi. Orada bana bile sürpriz oldu o derecede. Yarıştan sonra tur atmak için Türk bayrağı bulamam organizasyon eksikliğiydi. Antrenörde bayrak vardı ama o uzaktaydı. Sonra da söyledim, "Madalya alacağıma inanmadığınız değil mi? Ondan gelmediniz". Kazanacağıma inanmadılar. Bir inanç olsa, başaramasam bile oradaki Türklerin elinde bayrak olsa ne güzeldi, ama olmadı. Üstelik o gün doğum günümdü.

SÜREYYA AYHAN’A ÜZÜLDÜM: HER ANTRENÖRDEN ÖĞRENİRİM

Süreyya Ayhan’ın kapasitesi belli, dereceleri mükemmel. Daha büyük başarılar elde edebilirdi. Olanlara üzüldüm. O tek antrenörle, eşiyle çalıştı. Biz hocaları kulüple beraber seçiyoruz. Çalıştığım antrenöre güveniyorum, verdiği idmanları inanarak yapıyorum. Her antrenörden yeni bir şey öğreniyorum. Bilimsel olmaya, yenilikleri takip etmeye çalışırız. Mesela yeni Hırvat antrenörüm Nicola, performans testi istedi. Zagreb’e gidip teste girdim. Rus antrenörüm Anatoly Bychkov, olimpiyat sonrasında kendisine tek, bana çift ödül verildiği için federasyonu mahkemeye verdi. Sorunu antrenmana yansıtınca ayrıldık. Üzüldüm bu duruma. Olimpiyattan sonra bana 3000 Cumhuriyet altını verildi.

HAYAT KOŞMAK DEMEK: 10 SENE DAHA KOŞACAĞIM

Benim için hayat koşmak demek. Tekrar dünyaya gelsem yine sporcu olurum. Koşmaya 1500 metreyle başlamıştım. Sonra 5 bin, 10 bin metre koştum. Şimdi yarı maraton koşacağım. 2012’de maraton deneyeceğim. 27 yaşındayım. Hedefim 10 sene daha koşmak. Evliliği ve çocuğu da spor nedeniyle erteliyorum. Spor disiplinli bir hayat gerektiriyor. Spordan sonra eğitim alıp başka işlere yönelebilirim. Daha güzel yerlere gelmek için eğitim gerek.

NORMAL BESLENİRİM: REJİM YERİNE KOŞSUNLAR

Normal beslenirim. Her şeyi yerim. Ayrıca hocamın programda verdiğini yiyorum tabii. Et yemekleri, protein ağırlıklı besleniyorum. Kilo vermek isteyen arkadaşlarıma da koşmalarını öneriyorum! Ben günde çift idman yaparım. Sabah ve akşam. İdman programına göre toplam beş altı saati geçer.

EN BÜYÜK HEDİYEM: BAŞBAKANIN ZİYARETİ BİR ONUR

Başbakan Tayyip Erdoğan, 2005’te Addis Ababa’da evimize ziyarete geldi. Başbakan ile tanıştık. Güzel oldu, bir sporcu için büyük bir onur. Etiyopya’da gazete ve televizyonlarda birinci haber olarak yayınlandı. Orada bana karşı tutum değişti. Biraz problem vardı. "Gelip burada idman yapıyor, bizim çocukları geçiyor" deniyordu. Artık bitti, her konuda kolaylık gösteriyorlar.

FAIR PLAY ÖDÜLÜ: AYAKKABIYI VERMESEM UYUYAMAZDIM

O kız son dakikada ayakkabısını bulamayınca panik yaptı, bağırıyordu. Otelde unutmuş. Benim çantamda yedek çivili ayakkabım vardı. Benimki Nike’tı. Adidas ile sözleşmesi olduğu için tereddüt etti. "Koşmamaktan daha iyi al koş" dedim. O 37 numara giyiyor, ben 36. Çorapsız giydi. Belki kendi ayakkabısıyla koşsa birinci olurdu, ikinci oldu. Adidas’tan para cezası aldı ama ilk madalyasını kazandı. Ben sakatlanınca ayakkabıyı geri almasını menajerim Münir beye (Yaraş) söylemiştim, oradan duyulmuş. Etiyopya’nın uluslararası olimpiyat komitesi eski medya direktörü aday göstermiş. Ödüle çok sevindim. Etiyopyalı değil de kim olsaydı yine o ayakkabıyı verirdim. Yoksa o akşam uyuyamazdım. Biliyorum o da Berlin’deki o Dünya Şampiyonası için bir sene idman yaptı.

ATLETİZM YARIŞLARINI İZLEMEM: KENDİ HABERLERİME BAKMAM

Zaman bulunca dizileri, spor haberlerini izlerim ama atletizm yarışlarına bakmam. Kendi haberlerimi de seyretmem. Aksiyon filmleri severim. Kitaba bakıp Türk yemekleri pişirmeye başladım. Klasik müzik dinlerim. Bir köpeğim var, adı Sobokhe. Alman kurdu. Etiyopya’da. Geldiğimi uzaktan hisseder.

THY DİREK SEFERLERE BAŞLADI: UÇAKLAR HEP DOLU

Eskiden Hartum aktarmalı gidiliyordu. Addis Ababa’ya artık Türk Hava Yolları’nın her gün direkt uçuşları var. Beş saatte gidiyor. Hep de dolu oluyor, yer bulamıyoruz. Orada yatırım yapan çok Türk işadamı var. Etiyopya güzel ülke, her şey var. Belki bilinmiyordur. Burada da çok Etiyopyalı var.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET PAZAR / 21 ŞUBAT 2010

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).