BİLGİ KİRLİLİĞİNE DİKKAT

Ankara ve İstanbul’daki bombalı terör eylemlerinin ardından e-posta grupları ve sosyal medyada yeni saldırı söylentileri birbirini izledi. Her duyduğuna inanan sosyal medya kullanıcıları maalesef yalan yanlış bilgilerin yayılmasına katkıda bulunmuş oldular. Yine de kimseyi ayıplayamıyorum. Korku ve endişenin bir karabasan gibi toplumun üzerine çöktüğü böyle bir atmosferde insanların kontrollü davranmaları kolay değil.

Ama gazeteciler, o mecralarda sıradan sosyal medya kullanıcıları gibi davranamaz. Haberciliğin, şüpheyle yaklaşma, araştırma ve doğrulama kuralları sosyal medya için de geçerli. Orada yayılan bilgiler, kontrol edilmeden, kaynağından doğrulanmadan haber haline getirilemez.

Doğan Grubu Yayın İlkeleri, "Dijital mecradan öğrenilen her bilgi, her zaman olduğu gibi doğrulatılmaya muhtaçtır" uyarısını içeriyor. Dijital alandan edinilen bilgilerin kontrol edilmesi ve haber yapılırken de kaynak gösterilmesi gerektiği hatırlatılıyor. Bunlar aynı zamanda evrensel gazetecilik ilkeleri. 

Fakat saldırılar sonrasında yaygın medyada bu ilkelere yeterince özen gösterildiğini söyleyemeyeceğim. Birçok medya kuruluşu ve haber sitesi, sosyal medya kaynaklı bilgiyi kontrol etmeden, araştırmadan haber yaptı.

Doğrulatılmadan yayınlanan sosyal medya kaynaklı haberlerden biri, Emniyet’in 20 bombalı aracı aradığına ilişkindi. 20 aracın plaka, model ve markasını da içeren bir liste önce mail grupları ve sosyal medyada yayıldı. Ardından bazı internet siteleri yayınladı.

Hürriyet’in internet sitesi de bu söylentiyi "Emniyet plakaları yayımladı, 20 bombalı araç aranıyor" başlığıyla haber yaptı. Oysa Emniyet’in böyle bir açıklaması yoktu. Hatta Saim Tokaçoğlu’nun "Bizhaberiz" adlı internet sitesinde yazdığına göre, listedeki araç plakaları, Emniyet’in kayıtlarındaki marka ve modellerle örtüşmüyordu bile. Gerçek olmadığı uyarılarından sonra haber silindi ama yayında kaldığı sürede ortamı zehirleyen bilgi kirliliğine katkıda bulunmuş oldu.

Daha önce başka bir haber sitesinin yayınlamış olması ve haberde kaynak gösterilmesi, Hürriyet’in sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Kaynak yazmak doğrulamak anlamına gelmez. Haber yayına verilmeden önce Emniyet’ten sorulsa böyle bir yanlışa düşülmezdi.

Unutmayalım, okur haklı olarak her yanlışın faturasını Hürriyet’in güvenilirliğine ödetir…

 

Süslenmemeli soslanmamalı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin, "Kadın Komisyonu ve Kadın Danışma Grubu"nda yer alan kadın gazeteciler, "Kadın ve Medya" başlıklı bir kitap hazırladı. Kitapta, kadın gazetecilerin karşılaştıkları cinsiyetçi yaklaşımlarla ilgili anekdotlar ve kadın haberlerinde olumsuz örnekler de yer alıyor.

Kadın gazeteciler, yanlışlara dikkat çekmekle kalmamış, kadın haberleriyle ilgili ayrıntılı bir kılavuz da hazırlamış. "Toplumsal cinsiyet eşitlikçi haber kılavuzu"nda, "Kadına yönelik şiddet haberi nasıl yapılmalı" sorusunun yanıtı altı sözcükle özetleniyor:

"Süslenmemeli. Soslanmamalı. Trajikleştirilmemeli. Dramatikleştirilmemeli. Romantikleştirilmemeli. Magazinleştirilmemeli."

"Herhangi biri tarafından kadın olduğu için öldürülen, kadınların maktul olduğu cinayetler kadın cinayetidir" tanımı yapılan kılavuzdaki ilkelerin hepsi çok önemli. Yer sorunu nedeniyle "kadın odaklı" habercilik açısından yol gösterici olacağına inandığım ilkelerden seçmeler yaptım ama gazetecilerin ilkelerin tümünü incelemesinde büyük yarar olduğuna inanıyorum. 

• Haber fail ifadesine dayanarak yazılmamalı,

• Haberin tek kaynağı polis raporları, adli tutanaklar ya da fail/katil olmamalı.

• Haberi yapan kişi, psikolog, yargıç, falcı veya öykü yazarı değil, haberci olduğunu unutmamalı.

• Cinayetin sorumlusu olarak cinnet, kıskançlık, öfke, namus, iflas, psikolojik sorun vb. gibi cinayeti "haklı" gibi gösterecek, cinayeti meşrulaştırmaya çalışan ifadeler kullanılmamalı.

• Öldürülen kadının bedeni teşhir edilmemeli. Zanlı ve zihniyeti teşhir edilmeli.

• Şiddet uygulayan erkeğin "hasta" olduğu ve tedavi edilmesi gerektiği söylenerek suç ve suçlu masumlaştırılmamalı.

• "Gizli aşk", "yasak aşk", "çılgın aşk" gibi tanımlamalardan kaçınılmalı.

• Şiddete uğrayanın değil, şiddeti uygulayanın fotoğrafları yayınlanmalı.

• Mağdurun kişilik haklarına saygı duyulmalı, örneğin yaşadıklarını ayrıntılarıyla anlattırma gayretinde olunmamalı.

• Saldırıya maruz kalan kadının adı ve görüntüsü kullanılmamalı.

• Cinsel saldırı eyleminin ayrıntıları belirtilmemeli, öykülenmemeli.

• Mağdur kadının adres, semt, yer bilgisi verilmemeli.

• Görsel medyada cinsel saldırı olayı canlandırma yaparak anlatılmamalı, bu yayınların şiddetin pornografisini ürettiği unutulmamalı.

• Cinsel saldırı haberleri reyting/tiraj yarışından muaf tutulmalı.

• Tecavüz haberlerinde kadınlar "telekız", "hayat kadını", "erkeklerle para karşılığı aşk yapan" kadınlar olmakla itham edilmemeli.

• Habercilik anlayışı mağdurun değil, failin teşhir edilmesine dayalı olmalı.

 

Okurdan kısa kısa

Kaan Tuzcu: 16. sayfada "CHP’den ekonomide grafik hamlesi" haberini okurken CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun soyadının Kılıçoadoğlu, bir sonraki sözcükte de "ekonomiden" yerine "ekonomider" yazıldığını görünce gazeteyi okumaya devam edemedim. Bu özensizlik.(12 Mart)

Volkan Erdem: İkinci sayfada yer alan haberde "Murat Boz ve Aslı Enver’in aşkı birlikte rol aldıkları Kardeşim Benim dizisiyle başladı" ifadesi kullanılmış. "Kardeşim benim" dizi değil bir sinema filmidir. (14 Mart)

Semih Kalkanoğlu: Dünya sayfasında "135 Alman vekilden Erdoğan’a mektup" haberinde Cumhuriyet Ankara Temsilcisi olarak Erdem Gül’ün yerine Cem Özdemir yazılmış. (18 Mart)

Tuğçe Dönmez: Sibel Arna’nın "Kara sevda" ile ilgili yazısında, bilgim olmadan benim çizdiğim Zerrin Tekindor resmi kullanılmış. Bu sevinç verici olabilir. Fakat adımın geçmemesi emeğime saygısızlık. (15 Mart/ Kelebek)

Sertaç Seviş: "Sağlıkta şiddet" meselesiyle ilgili ölümlü vakalar yaşanırken internette "Doktordan hastaya operasyon sırasında dayak" manşeti atılması ayıp! Çin’de yaşanmış bir olayı sırf insanlar tıklasın diye bu şekilde servis etmek gazetecilik etiği başta olmak üzere hiçbir ahlaka sığmaz!(14 Mart)

Mete Özeren:
15 Mart’ta Kelebek ve internette Kelebek Magazin sayfasında yer alan Yonca Evcimik haberinde fotoğrafçı ismi Meze Özeren olarak yazılmış. Bu yazım hatası. İsmim "Mete" olarak düzeltilebilirse çok sevinirim. 


FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 21 MART 2016

Ankara ve İstanbul’daki bombalı terör eylemlerinin ardından e-posta grupları ve sosyal medyada yeni saldırı söylentileri birbirini izledi. Her duyduğuna inanan sosyal medya kullanıcıları maalesef yalan yanlış bilgilerin yayılmasına katkıda bulunmuş oldular. Yine de kimseyi ayıplayamıyorum. Korku ve endişenin bir karabasan gibi toplumun üzerine çöktüğü böyle bir atmosferde insanların kontrollü davranmaları kolay değil.

Ama gazeteciler, o mecralarda sıradan sosyal medya kullanıcıları gibi davranamaz. Haberciliğin, şüpheyle yaklaşma, araştırma ve doğrulama kuralları sosyal medya için de geçerli. Orada yayılan bilgiler, kontrol edilmeden, kaynağından doğrulanmadan haber haline getirilemez.

Doğan Grubu Yayın İlkeleri, "Dijital mecradan öğrenilen her bilgi, her zaman olduğu gibi doğrulatılmaya muhtaçtır" uyarısını içeriyor. Dijital alandan edinilen bilgilerin kontrol edilmesi ve haber yapılırken de kaynak gösterilmesi gerektiği hatırlatılıyor. Bunlar aynı zamanda evrensel gazetecilik ilkeleri. 

Fakat saldırılar sonrasında yaygın medyada bu ilkelere yeterince özen gösterildiğini söyleyemeyeceğim. Birçok medya kuruluşu ve haber sitesi, sosyal medya kaynaklı bilgiyi kontrol etmeden, araştırmadan haber yaptı.

Doğrulatılmadan yayınlanan sosyal medya kaynaklı haberlerden biri, Emniyet’in 20 bombalı aracı aradığına ilişkindi. 20 aracın plaka, model ve markasını da içeren bir liste önce mail grupları ve sosyal medyada yayıldı. Ardından bazı internet siteleri yayınladı.

Hürriyet’in internet sitesi de bu söylentiyi "Emniyet plakaları yayımladı, 20 bombalı araç aranıyor" başlığıyla haber yaptı. Oysa Emniyet’in böyle bir açıklaması yoktu. Hatta Saim Tokaçoğlu’nun "Bizhaberiz" adlı internet sitesinde yazdığına göre, listedeki araç plakaları, Emniyet’in kayıtlarındaki marka ve modellerle örtüşmüyordu bile. Gerçek olmadığı uyarılarından sonra haber silindi ama yayında kaldığı sürede ortamı zehirleyen bilgi kirliliğine katkıda bulunmuş oldu.

Daha önce başka bir haber sitesinin yayınlamış olması ve haberde kaynak gösterilmesi, Hürriyet’in sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Kaynak yazmak doğrulamak anlamına gelmez. Haber yayına verilmeden önce Emniyet’ten sorulsa böyle bir yanlışa düşülmezdi.

Unutmayalım, okur haklı olarak her yanlışın faturasını Hürriyet’in güvenilirliğine ödetir…

 

Süslenmemeli soslanmamalı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin, "Kadın Komisyonu ve Kadın Danışma Grubu"nda yer alan kadın gazeteciler, "Kadın ve Medya" başlıklı bir kitap hazırladı. Kitapta, kadın gazetecilerin karşılaştıkları cinsiyetçi yaklaşımlarla ilgili anekdotlar ve kadın haberlerinde olumsuz örnekler de yer alıyor.

Kadın gazeteciler, yanlışlara dikkat çekmekle kalmamış, kadın haberleriyle ilgili ayrıntılı bir kılavuz da hazırlamış. "Toplumsal cinsiyet eşitlikçi haber kılavuzu"nda, "Kadına yönelik şiddet haberi nasıl yapılmalı" sorusunun yanıtı altı sözcükle özetleniyor:

"Süslenmemeli. Soslanmamalı. Trajikleştirilmemeli. Dramatikleştirilmemeli. Romantikleştirilmemeli. Magazinleştirilmemeli."

"Herhangi biri tarafından kadın olduğu için öldürülen, kadınların maktul olduğu cinayetler kadın cinayetidir" tanımı yapılan kılavuzdaki ilkelerin hepsi çok önemli. Yer sorunu nedeniyle "kadın odaklı" habercilik açısından yol gösterici olacağına inandığım ilkelerden seçmeler yaptım ama gazetecilerin ilkelerin tümünü incelemesinde büyük yarar olduğuna inanıyorum. 

• Haber fail ifadesine dayanarak yazılmamalı,

• Haberin tek kaynağı polis raporları, adli tutanaklar ya da fail/katil olmamalı.

• Haberi yapan kişi, psikolog, yargıç, falcı veya öykü yazarı değil, haberci olduğunu unutmamalı.

• Cinayetin sorumlusu olarak cinnet, kıskançlık, öfke, namus, iflas, psikolojik sorun vb. gibi cinayeti "haklı" gibi gösterecek, cinayeti meşrulaştırmaya çalışan ifadeler kullanılmamalı.

• Öldürülen kadının bedeni teşhir edilmemeli. Zanlı ve zihniyeti teşhir edilmeli.

• Şiddet uygulayan erkeğin "hasta" olduğu ve tedavi edilmesi gerektiği söylenerek suç ve suçlu masumlaştırılmamalı.

• "Gizli aşk", "yasak aşk", "çılgın aşk" gibi tanımlamalardan kaçınılmalı.

• Şiddete uğrayanın değil, şiddeti uygulayanın fotoğrafları yayınlanmalı.

• Mağdurun kişilik haklarına saygı duyulmalı, örneğin yaşadıklarını ayrıntılarıyla anlattırma gayretinde olunmamalı.

• Saldırıya maruz kalan kadının adı ve görüntüsü kullanılmamalı.

• Cinsel saldırı eyleminin ayrıntıları belirtilmemeli, öykülenmemeli.

• Mağdur kadının adres, semt, yer bilgisi verilmemeli.

• Görsel medyada cinsel saldırı olayı canlandırma yaparak anlatılmamalı, bu yayınların şiddetin pornografisini ürettiği unutulmamalı.

• Cinsel saldırı haberleri reyting/tiraj yarışından muaf tutulmalı.

• Tecavüz haberlerinde kadınlar "telekız", "hayat kadını", "erkeklerle para karşılığı aşk yapan" kadınlar olmakla itham edilmemeli.

• Habercilik anlayışı mağdurun değil, failin teşhir edilmesine dayalı olmalı.

 

Okurdan kısa kısa

Kaan Tuzcu: 16. sayfada "CHP’den ekonomide grafik hamlesi" haberini okurken CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun soyadının Kılıçoadoğlu, bir sonraki sözcükte de "ekonomiden" yerine "ekonomider" yazıldığını görünce gazeteyi okumaya devam edemedim. Bu özensizlik.(12 Mart)

Volkan Erdem: İkinci sayfada yer alan haberde "Murat Boz ve Aslı Enver’in aşkı birlikte rol aldıkları Kardeşim Benim dizisiyle başladı" ifadesi kullanılmış. "Kardeşim benim" dizi değil bir sinema filmidir. (14 Mart)

Semih Kalkanoğlu: Dünya sayfasında "135 Alman vekilden Erdoğan’a mektup" haberinde Cumhuriyet Ankara Temsilcisi olarak Erdem Gül’ün yerine Cem Özdemir yazılmış. (18 Mart)

Tuğçe Dönmez: Sibel Arna’nın "Kara sevda" ile ilgili yazısında, bilgim olmadan benim çizdiğim Zerrin Tekindor resmi kullanılmış. Bu sevinç verici olabilir. Fakat adımın geçmemesi emeğime saygısızlık. (15 Mart/ Kelebek)

Sertaç Seviş: "Sağlıkta şiddet" meselesiyle ilgili ölümlü vakalar yaşanırken internette "Doktordan hastaya operasyon sırasında dayak" manşeti atılması ayıp! Çin’de yaşanmış bir olayı sırf insanlar tıklasın diye bu şekilde servis etmek gazetecilik etiği başta olmak üzere hiçbir ahlaka sığmaz!(14 Mart)

Mete Özeren:
15 Mart’ta Kelebek ve internette Kelebek Magazin sayfasında yer alan Yonca Evcimik haberinde fotoğrafçı ismi Meze Özeren olarak yazılmış. Bu yazım hatası. İsmim "Mete" olarak düzeltilebilirse çok sevinirim. 


FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 21 MART 2016

 

Ankara ve İstanbul’daki bombalı terör eylemlerinin ardından e-posta grupları ve sosyal medyada yeni saldırı söylentileri birbirini izledi. Her duyduğuna inanan sosyal medya kullanıcıları maalesef yalan yanlış bilgilerin yayılmasına katkıda bulunmuş oldular. Yine de kimseyi ayıplayamıyorum. Korku ve endişenin bir karabasan gibi toplumun üzerine çöktüğü böyle bir atmosferde insanların kontrollü davranmaları kolay değil.

Ama gazeteciler, o mecralarda sıradan sosyal medya kullanıcıları gibi davranamaz. Haberciliğin, şüpheyle yaklaşma, araştırma ve doğrulama kuralları sosyal medya için de geçerli. Orada yayılan bilgiler, kontrol edilmeden, kaynağından doğrulanmadan haber haline getirilemez.

Doğan Grubu Yayın İlkeleri, "Dijital mecradan öğrenilen her bilgi, her zaman olduğu gibi doğrulatılmaya muhtaçtır" uyarısını içeriyor. Dijital alandan edinilen bilgilerin kontrol edilmesi ve haber yapılırken de kaynak gösterilmesi gerektiği hatırlatılıyor. Bunlar aynı zamanda evrensel gazetecilik ilkeleri. 

Fakat saldırılar sonrasında yaygın medyada bu ilkelere yeterince özen gösterildiğini söyleyemeyeceğim. Birçok medya kuruluşu ve haber sitesi, sosyal medya kaynaklı bilgiyi kontrol etmeden, araştırmadan haber yaptı.

Doğrulatılmadan yayınlanan sosyal medya kaynaklı haberlerden biri, Emniyet’in 20 bombalı aracı aradığına ilişkindi. 20 aracın plaka, model ve markasını da içeren bir liste önce mail grupları ve sosyal medyada yayıldı. Ardından bazı internet siteleri yayınladı.

Hürriyet’in internet sitesi de bu söylentiyi "Emniyet plakaları yayımladı, 20 bombalı araç aranıyor" başlığıyla haber yaptı. Oysa Emniyet’in böyle bir açıklaması yoktu. Hatta Saim Tokaçoğlu’nun "Bizhaberiz" adlı internet sitesinde yazdığına göre, listedeki araç plakaları, Emniyet’in kayıtlarındaki marka ve modellerle örtüşmüyordu bile. Gerçek olmadığı uyarılarından sonra haber silindi ama yayında kaldığı sürede ortamı zehirleyen bilgi kirliliğine katkıda bulunmuş oldu.

Daha önce başka bir haber sitesinin yayınlamış olması ve haberde kaynak gösterilmesi, Hürriyet’in sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Kaynak yazmak doğrulamak anlamına gelmez. Haber yayına verilmeden önce Emniyet’ten sorulsa böyle bir yanlışa düşülmezdi.

Unutmayalım, okur haklı olarak her yanlışın faturasını Hürriyet’in güvenilirliğine ödetir…

 

Süslenmemeli soslanmamalı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin, "Kadın Komisyonu ve Kadın Danışma Grubu"nda yer alan kadın gazeteciler, "Kadın ve Medya" başlıklı bir kitap hazırladı. Kitapta, kadın gazetecilerin karşılaştıkları cinsiyetçi yaklaşımlarla ilgili anekdotlar ve kadın haberlerinde olumsuz örnekler de yer alıyor.

Kadın gazeteciler, yanlışlara dikkat çekmekle kalmamış, kadın haberleriyle ilgili ayrıntılı bir kılavuz da hazırlamış. "Toplumsal cinsiyet eşitlikçi haber kılavuzu"nda, "Kadına yönelik şiddet haberi nasıl yapılmalı" sorusunun yanıtı altı sözcükle özetleniyor:

"Süslenmemeli. Soslanmamalı. Trajikleştirilmemeli. Dramatikleştirilmemeli. Romantikleştirilmemeli. Magazinleştirilmemeli."

"Herhangi biri tarafından kadın olduğu için öldürülen, kadınların maktul olduğu cinayetler kadın cinayetidir" tanımı yapılan kılavuzdaki ilkelerin hepsi çok önemli. Yer sorunu nedeniyle "kadın odaklı" habercilik açısından yol gösterici olacağına inandığım ilkelerden seçmeler yaptım ama gazetecilerin ilkelerin tümünü incelemesinde büyük yarar olduğuna inanıyorum. 

• Haber fail ifadesine dayanarak yazılmamalı,

• Haberin tek kaynağı polis raporları, adli tutanaklar ya da fail/katil olmamalı.

• Haberi yapan kişi, psikolog, yargıç, falcı veya öykü yazarı değil, haberci olduğunu unutmamalı.

• Cinayetin sorumlusu olarak cinnet, kıskançlık, öfke, namus, iflas, psikolojik sorun vb. gibi cinayeti "haklı" gibi gösterecek, cinayeti meşrulaştırmaya çalışan ifadeler kullanılmamalı.

• Öldürülen kadının bedeni teşhir edilmemeli. Zanlı ve zihniyeti teşhir edilmeli.

• Şiddet uygulayan erkeğin "hasta" olduğu ve tedavi edilmesi gerektiği söylenerek suç ve suçlu masumlaştırılmamalı.

• "Gizli aşk", "yasak aşk", "çılgın aşk" gibi tanımlamalardan kaçınılmalı.

• Şiddete uğrayanın değil, şiddeti uygulayanın fotoğrafları yayınlanmalı.

• Mağdurun kişilik haklarına saygı duyulmalı, örneğin yaşadıklarını ayrıntılarıyla anlattırma gayretinde olunmamalı.

• Saldırıya maruz kalan kadının adı ve görüntüsü kullanılmamalı.

• Cinsel saldırı eyleminin ayrıntıları belirtilmemeli, öykülenmemeli.

• Mağdur kadının adres, semt, yer bilgisi verilmemeli.

• Görsel medyada cinsel saldırı olayı canlandırma yaparak anlatılmamalı, bu yayınların şiddetin pornografisini ürettiği unutulmamalı.

• Cinsel saldırı haberleri reyting/tiraj yarışından muaf tutulmalı.

• Tecavüz haberlerinde kadınlar "telekız", "hayat kadını", "erkeklerle para karşılığı aşk yapan" kadınlar olmakla itham edilmemeli.

• Habercilik anlayışı mağdurun değil, failin teşhir edilmesine dayalı olmalı.

 

Okurdan kısa kısa

Kaan Tuzcu: 16. sayfada "CHP’den ekonomide grafik hamlesi" haberini okurken CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun soyadının Kılıçoadoğlu, bir sonraki sözcükte de "ekonomiden" yerine "ekonomider" yazıldığını görünce gazeteyi okumaya devam edemedim. Bu özensizlik.(12 Mart)

Volkan Erdem: İkinci sayfada yer alan haberde "Murat Boz ve Aslı Enver’in aşkı birlikte rol aldıkları Kardeşim Benim dizisiyle başladı" ifadesi kullanılmış. "Kardeşim benim" dizi değil bir sinema filmidir. (14 Mart)

Semih Kalkanoğlu: Dünya sayfasında "135 Alman vekilden Erdoğan’a mektup" haberinde Cumhuriyet Ankara Temsilcisi olarak Erdem Gül’ün yerine Cem Özdemir yazılmış. (18 Mart)

Tuğçe Dönmez: Sibel Arna’nın "Kara sevda" ile ilgili yazısında, bilgim olmadan benim çizdiğim Zerrin Tekindor resmi kullanılmış. Bu sevinç verici olabilir. Fakat adımın geçmemesi emeğime saygısızlık. (15 Mart/ Kelebek)

Sertaç Seviş: "Sağlıkta şiddet" meselesiyle ilgili ölümlü vakalar yaşanırken internette "Doktordan hastaya operasyon sırasında dayak" manşeti atılması ayıp! Çin’de yaşanmış bir olayı sırf insanlar tıklasın diye bu şekilde servis etmek gazetecilik etiği başta olmak üzere hiçbir ahlaka sığmaz!(14 Mart)

Mete Özeren:
15 Mart’ta Kelebek ve internette Kelebek Magazin sayfasında yer alan Yonca Evcimik haberinde fotoğrafçı ismi Meze Özeren olarak yazılmış. Bu yazım hatası. İsmim "Mete" olarak düzeltilebilirse çok sevinirim. 


FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 21 MART 2016

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).